Selda İnci

Selda inci tablo

Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nden mezun olan sanatçı, daha sonra Natuk Barkan Pratik Kız Sanat Okulu’nda resim eğitimi almıştır. Daha sonra da, çeşitli sanatçıların atölyelerinde eğitimine devam eden Selda İnci, yağlı boya, karakalem, akrilik, suluboya tekniklerini çok severek çalışmıştır. Resmin yanı sıra hat dersleri de almış olan Selda İnci, hat sanatına olan ilgi ve maharetini tuvale aktarmayı ihmal etmemiştir. Eserlerinde hat sanatına yaklaşımı soyutlayıcı olmuştur. Kelime ve harflerden oluşan kaligrafik öğeleri resminin merkezine almış, hat sanatının önemli istiflerini âyet, hadis parçalarını, her zaman okunabilir biçimde yansıtmıştır. “Besmele”, “Maşallah”, “Bârekallahu Teala” gibi ibareleri, soyutlayıcı tavrıyla ve hattat yönünü konuşturarak resimlemiştir.

SONUÇ
Tüm sanatlarının birbirinden etkileşim içinde olması ve bu etkileşim içinde hat sanatının resime nasıl yansıdığını örnekleriyle gördük. Sanatçıların gelenekselliğe ve çıkış noktası olan kültürümüze geri dönüşü ile bunlardan etkilenmesi sanat anlayışlarını etkilemesi ve bunu sonucu olarak da hat sanatının kullanıldıklarını ve geçen zaman içinde de bu etkileşimin izleri kaldığını görebiliyoruz. Geçmişte sanatçıların eğitim için yurt dışına gönderilmeleri ve orada kendi kültürlerinin izlerini görmeleri ile bir uyanışın gerçekleşmesiyle sanatçılarımız kendi kültürümüze dönüş yapmışlardır. Bu dönüş sürecinde sanatçıların etkilendikleri, kaynaklar ki biri hattır, bununla igili eğitim almış ya da eğitim almadan kurandan alıntılar kullanarak da resimlerine yansıtmışlardır. Bu süreçte Osman Hamdi’den tutunda Abidin Dino’ya, Nuri İyem’e Sabri Berkel’e kadar birçok sanatçımız hat sanatını resimlerine yansıtmışlardır. den günümüz sanatçılarından Ergin İnan, Erol Akyavaş ve Balkan Naci’nin işlerinde bir başka ortak özellik ise Geleneği temsil ettiğini düşündükleri Arapça kaligrafik yazıyı kolaj olarak kullanmalarıdır. Bu yazıların ne söyledikleri izleyici için olduğu kadar sanatçılar için de bir şey ifade etmez. Çünkü bu dille olan bağ “Dil Devrimiyle” ta baştan koparılmıştır. Onlar sadece okumadıkları, ne anlama geldiğini bilmedikleri metinleri resim mekânında düzenlerler. Ergin İnan börtü böcek imgesini, Erol Akyavaş farklı dokuları resmin yüzeyinde kullanır. Balkan Naci, zenci fotoğraflarının yüzlerine büyütülmüş beyaz kaligrafik Arap harflerini boyar. Sonuçta eklektik bir düzenleme ortaya çıkar. Ergin İnan işlerine İlyas Defteri, Berlin’den Mektup, Dostlara Mektup gibi isimler verirken, Erol Akyavaş Kutsal Gizli Şeylerin İzleri, Ferman ve Hallacı Mansur gibi isimler, Balkan Naci ise Afrika Kara Yazı ismini koyar. Kaligrafik beyaz Arapça yazıyla alınlarına kendince ak yazı yazar. Erol Akyavaş’ın Hallacı Mansur adını vermesi Arapça vav harfini, vahdet-i vücut düşüncesini ifade etmek için kullanmasıyla ilintilidir. Erol Akyavaş kutsallığı resimlerinde yaldız kullanarak ifade eder. Bazı resimlerinde bir senteze ulaştığı görülse de, resimleri genel olarak eklektiktir. Ergin İnan’ın börtü böcek imgeleri, doğunun varlık merkezli inanışına tekabül etmez. Ne anlatacağı meselesi nasıl anlatacağı meselesinden her zaman daha önemlidir. Ergin İnan’ın Kümbet adlı üç boyutlu iki işi ne resim ne de heykeldir. Birer kiç nesneden başka bir şey değildir.

Geleneğe ait fermanların, metni okuyup anlamasak da modern düzenlemeleri ilgimizi çeker. Çünkü Hattat ne anlatacağı kadar nasıl anlatacağını problem ettiği için, grafik düzenlemesiyle estetik problemleri çözmüştür. Hiç bir şeyi ekleyemeyeceğimiz ya da çıkaramayacağımız bir estetik bütünlüğe ulaşmıştır. Gelenekselden Çağdaşa sergisinde yer alan Ferman, üstündeki kaligrafik Arapça yazı okunup anlaşılmasa da estetik bir sanat eseri olarak, sanat algımızı zenginleştirir.

Hazırlayan
Nazlı ŞAHİN

Sizin İçin Seçtiklerimiz