KANSER HAKKINDA GENEL BİLGİLER

Kanser Nedir?
Canlıların temel yapıtaşı hücrelerdir. Hücreler, bir sistem dahilinde kontrollü ve dengeli bir şekilde çoğalarak insanların büyüme ve gelişmesini, vücudumuzdaki organların da dengeli bir şekilde çalışmasını sağlarlar. Ancak bazen doğada veya içimizde bulunan bazı etkenlerin etkisiyle bu denge bozulur, hücreler kontrolsüz bir şekilde büyümeye ve çoğalmaya başlar ve normalde olmayan bir oluşum meydana getirirler. Bu oluşum “kitle”, “ur” ya da “tümör” olarak adlandırılır. Vücudun herhangi bir yerinde meydana gelen tümörler selim (iyi huylu) veya habis (kötü huylu) olabilir.
İyi huylu tümörler(urlar) kaynak aldıkları bölgeye sınırlıdırlar, diğer bölgelere yayılmazlar. Kötü huylu tümörler ise kaynak aldıkları bölgede büyürler, ayrıca komşu dokulara ve uzak organlara yayılabilirler. Kötü huylu tümörlere kanser adı verilir.

Yani kanser, anormal hücrelerin kontrolsüz büyüme ve yayılma özelliğine sahip büyük bir grup hastalığa verilen addır. Bu grupta yer alan hastalıklar farklı organ ve dokulardan kaynaklanır, görünümü ve gelişimi açısından birbirinden farklıdır. Ayrıca, bireyden bireye gelişim süreci çok farklı olabilir ve uygulanan tedaviye cevapları değişebilir. Kanserin nedeni ve oluş mekanizmaları hücrelerde meydana gelen değişikliklere ve vücudun savunma mekanizmasının yetersizliğine bağlı olarak meydana gelebileceği ileri sürülerek kısmen bilinmektedir. Yani bir veya daha fazla etkenin (dış veya iç kaynaklı) etkisiyle normal hücrelerin temel yapısında bazı değişiklikler meydana gelir ve değişime uğramış yeni hücre çoğalmaya başlayarak kontrolsüz hücre üretimi ve gelişimi başlar ve kitle meydana gelir. Kanserin önlenmesinde, kontrolünde ve tedavisinde vücudun savunma sistemin rolü çok önemlidir. Savunma sistemi, değişime uğramış hücreleri yabancı olarak algılayıp hücreleri yok eder, fakat savunma sistemimizdeki yetersizlikler değişime uğramış hücreyi belirleyemediği için bu kontrol mekanizmasının bozulmasına neden olur. Kısaca gelişim sürecini tam olarak tanımlayamadığımız kanserin gelişimi karmaşık, çok aşamalı bir süreçtir. Hücrenin normalden kanseröz hücreye dönüşmesi için genellikle uzun yıllar gerekir.
Dünya’ya baktığımızda, sadece bizim ülkemizde değil dünyada insanın veya canlının yaşadığı her yerde kanser var. Sadece şu fark olabilir bazı ülkelerde bazı kanser türleri daha fazla görülürken, bazı ülkelerde daha az görülmektedir. Ülkeden ülkeye kanser türlerinin farklı oranlarda görülmesinin insanların beslenme ve yaşam tarzındaki farklılıklarından kaynaklandığı düşünülmektedir.
Erkeklerde en sık görülen kanserler sırası ile %29 ile prostat kanseri, %14 ile akciğer kanseri, %10 ile kalın barsak ve makat kanserleridir. Erkeklerde kansere bağlı en önemli ölüm nedenleri ise sırasıyla %31 ile akciğer, %11 ile prostat kanseri, %10 ile kalın barsak/makat kanserleridir.
Kadınlarda en sık görülen kanserler sırası ile %30 ile meme kanseri, %12 ile akciğer kanseri, %11 ile kalın barsak ve makat kanserleri, %6 ile rahim kanserleridir. Kadınlarda kansere bağlı en önemli ölüm nedenleri ise sırasıyla %25 ile akciğer, %15 ile meme, %11 ile kalın barsak/makat kanserleridir.
Dünya sağlık örgütünün 2001 yılı verilerine göre ölüm nedeni olarak kanser kalp hastalıklarından, enfeksiyöz hastalıklardan ve solunum sistemi hastalıklarından sonra dördüncü sırada yer alıyor..
Kanserin Biyolojisi
Tümörler sınırsız çoğalma yeteneği kazanan bir hücrenin anormal çoğalması ile meydana gelir. Ancak başlangıçtaki bu ilk hücre sonuçtaki kanserli hücrenin tüm özelliklerini taşımaz, çünkü her bölünme sırasında kanser hücresinde meydana gelen değişiklikler ona giderek daha kötü nitelik kazandırır. Kanserle ilgilenen araştırmacılar kanser hücresinin gelişimini ve bu gelişimi etkileyen etkenleri üç aşamada açıklamaya çalışmışlardır.
Başlangıç Aşaması
Kanser hücresinin gelişiminde ilk basamağında kanserojen etkiye sahip kimyasal, fiziksel veya kalıtsal (anne veya babadan geçmiş olan) etkenlerin etkisi ile hücrenin yapısında geri dönüşümsüz değişiklikler meydana gelir.
Kimyasal Etkenler: Genellikle mesleki maruziyete bağlı kanserin gelişimine katkıda bulunan sigara kullanımı, asbestos, arsenik, benzen, kadmiyum, krom bileşikleri, nikel, aflatoksin gibi pek çok kimyasal etken vardır. Bunların kanser gelişimine etkisinin (sigara dışında) düşük olduğu ifade edilse de bazı kanserlerin gelişiminde önemli rol oynadığı bilinmektedir.
Sigara kullanımı: Sigara kullanımı akciğer kanserinin gelişiminden hemen hemen %85-90 sorumludur. Genel olarak günde bir paket sigara kullananlarda akciğer kanseri gelişme riski kullanmayanlara kıyasla 10 kat fazladır. Tabi buna ek olarak şunu da söyleyebiliriz akciğer kanseri riski günde içilen sigara sayısı ile, sigara kullanım yılı ile, sigara dumanını akciğerlere çekme derecesi ile doğru orantılı artmaktadır, yani sigara kullanım yılı ve sayısı arttıkça akciğer kanseri gelişme riski artmaktadır. Buna ek olarak akciğer kanserinin yanı sıra sigara kullananlarda ağız, gırtlak (larenks), yemek borusu (özofagus), mesane (idrar kesesi), böbrek ve daha pek çok kanserin gelişimine katkıda bulunur. Sigaranın bırakılması ile kısa süre sonra kanser gelişme riski azalmaya başlar ve bırakmayı takiben her yıl bu risk kademeli olarak azalır. Puro ve pipo kullananlarda da ağız boşluğu kanserlerinin gelişme riski artar. Puro kullananlarda akciğer, gırtlak, yemek borusu kanserleri gelişme oranı artar. Tütün çiğnemek ağız ve boğaz kanserlerinin gelişme riskini artırır. Sigara kullanmayan fakat sigara dumanına mağruz kalan (pasif içici olan) insanlarda da akciğer kanseri gelişme riski artar.
Aflatoksin: Kuru gıdaların uygun olamayan ortamlarda (nemli ortamda) saklanması sonucu bir tür mantarın üremesi sonucunda insanlarda karaciğer kanserlerinin gelişme riskini arttırır.
Aromatik amin ve anilin boyaları: Mesleği gereği (boya sanayi gibi) uzun süre bu maddeler ile çalışmak zorunda kalan insanlarda mesane kanseri gelişme riskini arttırır.
Arsenik, katran ve yağ: Mesleki mağruziyete bağlı olarak insanlarda akciğer, deri kanserlerinin gelişiminden sorumludur.
Asbestoz: Sanayinin gelişmesi ile kullanımı artar. İzolasyon sektörünün en önemli elemanı olan asbest mezetelyoma riskini artırır. Sigara ile birlikte ise akciğer kanseri gelişme riskini arttırır.
Benzen: Mesleki mağruziyete bağlı (saraciye sanayi) anemi (kansızlık) ve lösemi (kan kanseri) riski artar.
Kloro metil eter, kloro etil sülfid, krom ve nikel bileşikleri: Mesleği gereği bu etkenlere mağruz kalan insanlarda akciğer kanseri gelişme riski artar.
Vinil Klorid: Karaciğer kanseri gelişme riskini arttırır.
İlaçlar: Tedavide kullanılan bazı ilaçlar da kimyasal kanserojen olarak tanımlanmıştır. Bazı hastalıkların tedavisinde kullanılan ve savunma sistemini baskılayan bazı ilaçlar insanlarda kanser gelişme riskini artırabilir. Östrojen replasman tedavisi alan kadınlarda da endometriyal kanser gelişme riski artabilir. Buna ek olarak diethylstilbestrol (DES) kullanan kadınların kız çocuklarında vajinal kanser gelişme riski artabilir. Meme kanserinin hormonal tedavisinde kullanılan tamoksifen de kadınlarda endometriyum kanseri gelişme riskini arttırabilir.
Fiziksel Etkenler: Fiziksel kanserojenler 3 grup altında incelenmiştir:
1. İyonize radyasyon
2. Ultraviole ışınlar
3. Yabancı maddeler
İyonize radyasyon ile ilgili kanserler: Hiroshima ve Nagasakiye atılan atom bombaları sonrasında o bölgede yaşayan insanlarda lösemi, lenfoma, tiroid kanseri ve diğer kanser türleri artmıştır. Çernobildeki nükleer kazadan sonraki yıllarda yapılan araştırmalarda özellikle kazaya yakın bölgelerde tiroid kanserlerinde artışa neden olduğu görülmüştür. Bunun nedeni açağı çıkan radyoaktif maddenin tiroid tarafından tutulmasıdır. Türkiye’de bununla ilgili önemli bilimsel veriler yoktur. Radyoloji bölümü, uranyum madeni gibi mesleği dolayısıyla radyasyona maruz kalan kişilerde kemik kanseri görülme sıklığı artmıştır. Bazı hastalıkların tedavisi amacı ile baş ve boyun bölgesine ışın tedavisi alan hastalarda tiroit kanseri görülme sıklığı artmıştır. Anne karnındayken radyasyona maruz kalan çocuklarda çocukluk kanserlerinin görülme sıklığı artmıştır. Yeterli kanıt bulunmamakla birlikte elektrik ve magnetik alanlarda yaşayanlarda özellikle lösemi (kan kanseri) ve beyin tümör oluşumlarında etili olabileceği ileri sürülmektedir. Havadan alınan radyasyonun miktarı çok düşük olduğu için kanser riskini çok fazla arttırmadığı düşünülmektedir.
Ultraviole Işınlar: Uzun süreli ve korunmasız olarak güneş ışığına maruz kalanlarda cilt tümörleri görülebilir. Buna ek olarak pek çok nedeni olmasına rağmen melanomun güneş ışınlarından kaynaklanan ultraviyole radyasyonuna da bağlı gelişebileceği ileri sürülmüştür.
Yabancı maddeler: Bazı virüsler de hücreyi etkileyerek hücrenin değişimine neden olur. Ebstein-Barr virüsü bazı insanlarda enfeksiyona neden olurken bazı insanlarda lenf bezi kanserine (Burkitt lenfoma) neden olur. Bunun nedeni de tam olarak açıklanamamıştır. HİV virüsüne bağlı gelişen AIDS’li hastalarda da Kaposi sarkomun (deride görülen bir tümör) görülme sıklığı artmıştır. Kansere neden olan diğer virüslerden birisi de karaciğer kanserine neden olan Hepatit B ve C virüsüdür (kanla bulaşan sarılık hastalığının virüsüdür). Cinsel ilişki ile bulaşan Human papilloma virüsü servikal (rahim ağzı) ve anal (makat) kanserlerin başlıca nedeni olabilir. Özellikle 16 yaşından önce cinsel ilişkiye giren veya cinsel eş sayısı fazla olan kadınlarda bu risk fazladır. İlaçlamada kullanılan maddelerin (ethylen oxide, amitrol, DDT, dimethylhydrazine, hexachlorobenzene, hexamethylphoramide, chlordecone, lindane, mirex, nitrofen ve toxaphen gibi) özellikle çiftçilerde, ilaçlamada çalışan işçilerde ve bu ajanların hazırlandığı fabrikalarda çalışan işçilerde kan ve lenf sistemi kanserlerini, dudak kanserlerini, akciğer kanseri ve cilt kanseri riskini arttırdığı belirlenmiştir.
Kalıtsal Etkenler Bazı ailelerde daha sık kanser görülmektedir bunun nedeni kanserin kalıtsal olarak annede veya babadan çocuğa ailesel bir miras olarak bırakılmasıdır. Yüksek oranda olmamakla birlikte kanser olgularının yaklaşık %5’inin genetik gelişim gösterdiği belirlenmiştir. Bazı kanser çalışmalarında da bazı ailelerde kanser oluşumuna belirgin eğilimin var olduğu gösterilmiştir. Kalıtsal geçiş gösterebilen kanserler retinoblastoma, kalın barsak, meme, prostat, yumurtalık, beyin, deri gibi bazı kanser türleridir.
Tetiklenme Aşaması
Başlangıç aşamasında hücreye etki eden etkenlerin etkisi kanserin oluşması için yeterli değildir. Kanserin gelişebilmesi için değişime uğrayan hücrede birden fazla değişiklik meydana gelmelidir. Hormonlar, beslenme alışkanlığı, sigara, alkol gibi tetikleyen faktörlerin etkisi ile değişime uğramış hücrede daha fazla değişiklikler meydana gelir ve hücre gelişmeye başlar yani değişime uğramış hücre kanserin ikinci aşaması olan Tetikleme Aşaması’na girer.
İlerleme Aşaması
Gelişme aşaması kanser gelişiminin diğer bir aşamasıdır. Bu aşamada tümörün büyüme hızı artar. Genetik değişikliklerin sonucunda tümör hücreleri kendi büyüme faktörlerini üretmeye başlar. Bu aşamada tümör gelişir ve yayılır. Gelişme sırasında semptomlar ortaya çıkar. Kanser gelişimin son aşaması yayılımdır (metastaz). Kötü huylu hücreler tümörün etrafında bulunan dokulara veya kan ve lenf yolu ile vücudun diğer dokularına doğru yayılır.

Sizin İçin Seçtiklerimiz