HANGİ VİTAMİN NEDEN NE KADAR ALINMALI?

HANGİ VİTAMİN NEDEN NE KADAR ALINMALI?
Günümüzün en popüler ilgi alanlarından biri olan beslenme ve sağlık arasındaki ilişki kesinliği isptalanmış bilimsel verilerin ışığında yeni araştırmalarla destekleniyor. Vitaminler konusu da bu açıdan ilgi duyulan bir alan. Yani bulgular tüm dünyada hızla paylaşılıyor. Daha sağlıklı, daha doğru beslenme sistemi oluşturmak insanların ilgisini çekiyor. Dünyanın en önemli yayın organlarından biri olan Newsweek dergisi, son sayısının kapağını beslenme şeklinin sağlık üzerindeki etkilerine ayırdı. Harvard Tıp Fakültesi ve Amerikan Beslenme Bilimi Derneği’nin hazırladığı dosyada, vücudu sayısız hastalığa karşı koruyan vitaminlerin hangi besinlerde olduğu, ne dozda alınması gerektiği incelendi. İşte o sonuçlar:

B6 VİTAMİNİ
Neye yarar?: Damarlara zarar veren ‘homocysteine’ isimli kimyasalın seviyesini düşürür.
Dozu: 31-50 yaş: günde 1,3 mg 51+: Günde 1,5-1,7 mg
Kaynaklar: Baklagiller, et, balık, turunçgiller, muz, karpuz.

B12 VİTAMİNİ
Neye yarar?: Sinir hücrelerini korur. Hafızayı güçlendirir. Dozu: 31+: günde 2,4 mg. Kaynak besinler: Et ve süt gibi hayvansal ürünler, güçlendirilmiş tahıllar.
C VİTAMİNİ
Neye yarar?: Katarakt ile meme ve mide gibi bazı kanser türlerine yakalanma riskini azaltır. Dozu: 31+: 75-90 mg
Kaynak besinler: Turunçgiller, brokoli, dolmalık biber, lahana, çilek.

FOLİK ASİT
Neye yarar?: Hamilelikte alınırsa doğumdan gelen kusurları önler, kolon kanseri ve Alzheimer’a karşı koruyucudur. Dozu: 31+: Günde 400 mcg. Hamilelerde: 600 mcg. Kaynak besinler: Ekmek, makarna ve kahvaltılık gevrekler, baklagiller, ıspanak, brokoli ve portakal suyu.

A VİTAMİNİ
Bulgu ve endişeler: Görme yeteneğini korur, katarakt riskini azaltır. Ancak fazlası kemiklere zarar verebilir. Dozu: 31+: erkeklerde 3000 IU (uluslararası birim), kadınlarda 2333 IU Kaynaklar: Havuç, tatlı patates ve mango.

D VİTAMİNİ
Neye yarar?: Kalsiyumla birlikte alındığında kemik kırılmasına karşı korur. Yüksek dozda alındığında kolon, meme ve yumurtalık kanserini önlemeye yardımcı olur.
Dozu: 31-50 yaş: günde 200 IU 51-70 yaş: 400 IU Kaynak besinler: Süt ve tahıl, balık ve margarin.

E VİTAMİNİ
Neye yarar?: Hücrelere zarar veren molekülleri etkisiz hale getirir. Prostat kanserine ve Alzheimer’a karşı korur. Dozu: 31+: Doğal kaynaklardan 22 IU veya 33 IU sentetik E vitamini.
Kaynak besinler: Yeşil yapraklı sebzeler, kabuklu yemişler, bitkisel yağlar ile tahıllar.

K VİTAMİNİ
Neye yarar?: Kan pıhtılaşması için gereklidir, kemikleri korur. Dozu: 31+: Günde 90-120 mcg (mikro gram).
Kaynak besinler: Yeşil yapraklı sebzeler, süt ve süt ürünleri, yumurta, tahıllar ve karaciğer.

KALSİYUM
Bulgu ve endişeler: Kemikler için çok önemlidir. Ancak bazı araştırmalar, çok yüksek dozda alınan kalsiyumla prostat kanseri arasında bağlantı olduğunu gösterdi. Dozu: 31-50 yaş: günde 1000 mg 51+: günde 1200 mg
Kaynak besinler: Süt, peynir, yoğurt, brokoli, lahana ve portakal suyu.

MAGNEZYUM
Neye yarar?: Kalbi korur ve kan basıncını düşürür. Dozu: 31+: Erkeklerde 420 mg, kadınlarda 320 mg.
Kaynak besinler: Yeşil yapraklı sebzeler, fıstık, ceviz, tam tahıllardan yapılan spagetti, tahıllar ve baklagiller.

POTASYUM
Neye yarar?: Hipertansiyon riskini azaltır, kemiklerin mineral yoğunluğunu artırır.
Dozu: 31+: günde 4700 mg Kaynak besinler: Kırmızı ve beyaz et, balık, süt, bamya, muz, domates, dolmalık biber ve portakal.

DEMİR
Neye yarar?: Kandaki oksijen akışını sağlar. Vejetaryenlerin ekstra demire ihtiyacı olabilir. Dozu: 31-50 yaş: Erkeklerde günde 8 mg, kadınlarda 18 mg. Kaynak besinler: Et, tahıllar, yumurta, kabak çekirdeği, kepek ve ıspanak.

SELENYUM
Neye yarar?: Bazı kanser türlerinden korur. Özellikle prostat kanseri riski taşıyan erkeklere faydalıdır. Dozu: 31+: Günde 55 mcg Kaynaklar: Deniz ürünleri ve karaciğer.

KISA SAĞLIK BİLGİLERİ

Kepek ekmeği bağırsakları koruyor
Kepek ekmeği içerdiği yüksek orandaki posa sayesinde bağırsak sağlığını korur. Ayrıca şeker hastalığında, kan şekeri düzeyini regule etmekte etkilidir.
Kalp sağlığınız için kırmızı biber yiyin
Tansiyonu ve kolesterolü düşüren kırmızı bibere acı tadını veren kapraicin adlı madde, güçlü bir antioksidandır. Bu nedenle kırmızı biber, kalp hastalıkları ve kansere karşı da koruyucudur.
Kolesterolü yükselene nar suyu
Nar suyu, kötü kolesterolün (LDL) neden olduğu damar sertliği ve tıkanıklığı gibi sorunlara karşı etkilidir. Ayrıca ishali kesici etkisi de bulunmaktadır.
Funda yaprağı idrar yollarını temizliyor
Funda yaprağı, idrar söktürücü ve idrar yollarını dezenfekte edici özelliğe sahiptir.
Yüksek tansiyona karşı sarmısak
Bol miktarda potasyum, fosfor, selenyum, A ve C vitaminleri ile kükürt içeren sarmısak tansiyonu ve kan kolesterolünü düşürür.
Mantar vitamin deposu
A, C, D vitaminlerinden zengin, 100 gramında 20-40 kalori bulunan mantar protein açısından da zengindir. Posa oranı da yüksek olan mantar barsakların çalışmasını sağlar. İçerdiği ‘Lentinian’ adı verilen maddenin tümörleri azalttığı bilinmektedir. Bağışıklık sistemini güçlendirir, beyin kanamaları, damar sertliği, enfeksiyonlara karşı koruyucu, kolesterolü düşürücü özelliği vardır. Yağ oranı yok denecek kadar düşük olan ve kesinlikle kolesterol içermeyen mantarlar, sağlıklı diyet listelerinde kullanılmalıdır.
Brokoli, ülser ve mide kanserini önlüyor
Brokoli, helicobacter pylori virüsüyle savaşıyor. Böylece ülser ve mide kanseri riski önemli ölçüde azalıyor.
Kalsiyum, kolon kanseri riskini azaltıyor
Yapılan çalışmalarda yüksek dozda kalsiyum alımının kolon kanserini önlediği ortaya çıktı.
Aspirin yoksa kirazı deneyin
100 gramında 40 kalori bulunan, C, E vitaminleri ve potasyum bakımından zengin olan kirazın pek çok olumlu etkisi vardır. Kansere karşı koruyucu, kan dolaşımını hızlandırıcı, kolesterol seviyesini dengeleyici ve böbrekleri çalıştırıcı özelliği vardır. Gut hastalığına yakalanma riskini de düşürür. Ağrı kesici özelliği olan kiraz, Aspirin etkisi gösterir. 20 kirazda 12 – 25 miligram arasında antosiyanin bulunmaktadır, bu da bir aspirinden on kat daha etkilidir.
Yeni sağlıklı yaşam sırrı çimen suyu
ABD’de, çimen suyunun popülaritesi her gün biraz daha artıyor. Çimen suyu, büfelerde taze taze sıkılarak 57 gramlık küçük kaplarda servis ediliyor. 2 kilo 250 gram sebzeden alınabilecek vitamin ve minerallere denk olduğu belirtilen bu içeceğin bardağı ise 2.5 dolara (yaklaşık 3.5 YTL) satılıyor. Yüzden fazla vitamin ve enzim içeren çimen suyunun tadı pek de hoş olmadığı için genellikle tek içimlik porsiyonlarla satılıyor; ardından da bir dilim portakal yiyini
SAĞLIKLI VE GÜZEL BİR CİLT İÇİN BİTKİ ÇAYI İÇİN
Bedenimizin en önemli koruyucu organı deridir. Bizi mikroplardan, enfeksiyon ve alerjik şoklardan korur. Bunun yanı sıra deri, bedenin su, tuz ve organik madde kaybını önleyen, kullanılmış besin maddeleri ile suyun atılmasını sağlayan dört önemli organdan biridir. Bedenden atılması gereken maddelerin dörtte birini atmakla görevli olan derinin işlevlerindeki herhangi bir aksaklık, öteki dışkılama organlarını (böbrek, akciğer, bağırsak) olumsuz etkileyebilir.
Neden ‘içsel’
Pek çok kişiye büyük sıkıntılar yaşatan deri hastalıkları genellikle içsel problemlerden kaynaklanır. Derimiz, bizimle dünya arasında köprü görevini üstlenir, işte bu yüzden yaşamımızdaki uyumsuzlukları, genellikle derimiz dışa yansıtır. Bu uyumsuzluklar fiziksel veya genetik kökenli olabileceği gibi karaciğere, böbreklere, dolaşım sistemine veya öteki beden sistemlerine odaklanmış da olabilir.
İşte yararlı bitkiler
Deri hastalıkları, çeşitli iç hastalıklarının bir dışavurumu olduğu için tedavisinde de pek çok bitki kullanılabilir, ama bunların arasında öncelikle anılması gereken bazı özel bitkiler vardır.
En çok kullanılan yara iyileştirici bitkiler: Sinirliot, aynısafa, atkuyruğu, civanperçemi, arslanpençesi, sarıkantaron, karakafesotu, yoğurtotu (yapışkanotu), mayıspapatyası, ısırganotu, ceviz yaprağı ve meşe kabuğudur.
Bitkiler tek tek ya da bir arada harmanlanarak, 2-3 haftalık çay kürü biçiminde kullanılabilir. Bunun için de yarım veya bir tatlı kaşığı bitki, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, 8-10 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-3 bardak taze demlenmiş çay, soğutulmadan, aç karnına veya öğün aralarında içilir. Bu deride belirgin düzelmelere yol açacaktır. Ayrıca derisi duyarlı ve sorunlu pek çok kimse, şeker ve dondurma, çikolata gibi yiyeceklerden uzak durmalıdır.
Soruna göre vitamin
Birçok deri hastalığının tedavisinde A vitamininden yararlanılır. Genellikle yüksek dozlar kullanılır. Akneli ya da derisi güneşe karşı çok duyarlı kişiler A vitamini desteği almalıdır. Bunun yanı sıra vitaminler ve cilde faydaları şöyle sıralanabilir:
A Vitamini: Cildin mukus zarlarını korur ve kırışıklıklara engel olur.
B Vitamini: B2 vitamini burun ve üst dudak arasındaki maymun çizgisi denen dikey çizgilerin oluşumunu engeller.
C Vitamini: Kolajen oluşumu için önemlidir.
E Vitamini: Stresin neden olduğu kırışıklıklar için etkilidir.
Evening primrose oil: İçeriğinde linoleik asit vardır, sağlıklı cilt gelişimi için önemli rol oynar.
Magnezyum: Kolajenden magnezyum kaçışını ve bunun neden olduğu kırışıklığı engeller
SAĞLIKLI BİR DERİ İÇİN BU ÖNERİLERE UYUN
Güneş ışınlarına uzun süre maruz kalmayın.
Günde en az 8-10 bardak su için.
Sigaradan ve içilen ortamlardan uzak durun.
Alkol ve kafein tüketmekten kaçının.
Çok makyaj malzemesi kullanmayın.
Hayatınızdaki stres faktörleri ile mücadele edin ve rahatlamayı öğrenin.
Düzenli olarak spor yapın.
Florlu sulardan içmeyin.
Saunaya girin.
C ve E vitamini içeren kremler kullanın.
Bulunduğunuz ortamdaki havanın nemli olmasını sağlayın.
Demir yönünden zengin gıdalar tüketin. (Kabak, buğday, ciğer, yumurta, badem, kuru üzüm, yulaf ve mercimek)
C vitamini içeren gıdalar tüketin. (Kırmızı biber, portakal, greyfurt, limon, kavun ve domates gibi…)
Mineral içeren mantar, ciğer, somon arpa ve muz gibi besinler tüketin.
Magnezyum içeriği zengin, badem, yulaf, arpa, peynir, tuna balığı, patates, mısır ve içeriğinde E vitamini zengin, çekirdek, brokoli, ıspanak tüketin.
A vitamini açısından zengin, yumurta, süt, peynir, yoğurt, balık, karides, tavuk eti gibi besinler tüketin.
Aloe vera
Halk arasında ‘sarısabır’ olarak da bilinen ‘aloe vera’, çeşitli hastalık ve cilt sorunlarına karşı kullanılan bir bitkidir. Özellikle epitel doku ve bağışıklık sistemi için faydalıdır. Mide ülseri, sindirim rahatsızlıkları, kabızlık, ishal, hemoroit, zihinsel yorgunluk, migren, akne, kireçlenme, egzama, sedef, mantar, böcek sokmaları, güneş ve cilt yanıklarına iyi gelir. Kaynak:Milliyet.com.

BİTKİLER VÜCUDUMUZUN DOSTU

Yemeği nasıl ısıtıyorsunuz?
Buzdolabından çıkardığınız pişmiş yemeği, tekrar pişme sıcaklığında ısıtmıyorsanız risk altındasınız!
Yiyecek alırken nelere dikkat etmek gerekir?
Satın alacağınız yumurtaları önce ışığa tutun. Sarısı ortada değil, kabuğa yakın duruyorsa yumurta bayattır. Solungaçları kırmızı olmayan, pulları dökülen, gözleri çökmüş balıktan uzak durun. Tav…
Vücudun zırhı: Kuru baklagiller
Kötü kolesterolü düşürüp formda tutan baklagillerin kalp krizi ve kansere karşı koruyuculuğu da kanıtlandı
Bomba gibi kahvaltının sırrı yulaflı gevreklerde
Günün en önemli öğününü, zihni açıp uzun süre tok tutacak besinlerle geçirmekte yarar var. Bunun en iyi yolu ise gevreklerle yapılan kahvaltı
ELMA
İçinde birçok vitamin ve mineral bulunduran elma, vücudun mahrum bırakılmaması gereken bir meyve.
Sarımsak çiğ yenmeli!
Grip virüslerinin vücutta çoğalmasını engelleyen maddeleri bol miktarda içeren sarımsağın, hastalığa yakalanmadan önce ve çiğ olarak yenmesi gerekiyor
Kemikler için; Kalsiyum
Kalsiyum, kemiklerimizin oluşumu ve sağlamlığı için gerekli minerallerden biridir. Vücut dengelemesi için de oldukça önemlidir…
KISA…KISA…KISA…
İşte başlıklar: “Demir ve kalsiyum zengini; Bakla”, “Sivilceye elma sirkesi”, “Güzellik için lahana”, “Kuşkonmaz kansızlığı önlüyor”, “Kansere çilekle ‘dur’ deyin!”
Nar suyu girmeyen eve doktor girer
Kalbi koruyan, damar tıkanıklığını önleyen nar, kansere karşı da etkili
Vitamin deposu: Kivi
Kivinin bir tanesi bile, günlük C vitamini ihtiyacını, hatta fazlasını karşılar. Kivi aynı zamanda pek çok derde de devadır
Kısa… Kısa… Kısa…
İşte başlıklar: ‘Kafein unutkanlığa neden olabilir’, ‘Domates yiyerek kalbi koruyun’, ‘Magnezyum kadınlar için önemli’…
Dertlere deva: AYVA
Sonbaharda olgunlaşan ayva, sağlık ve güzellik için son derece yararlı bir meyve. Çekirdeğinden kabuğundaki tüylere kadar…
Kızarmış balık tehlikeli
Kızarmış balığın, inme riskini yüzde 13’e varan oranda artırdığı ortaya çıktı
KISA… KISA…
Şeker hastaları salatayı sirkeli yesin, parlak saçlar için badem ve somon, mantar yiyerek damarlarınızı koruyabilirsiniz… İşte kısa bilgiler…
Altın değerindeki sebze: Brokoli
Brokoli, yüksek oranda vitamin içeriği, lifli oluşu, kalori değerinin düşük olması nedeniyle beslenme açısından çok değerli bir sebze
Sağlıklı yaşam için domates
Sağlığa yararı açısından mucize olarak değerlendirilen domatesi aslında içersinde yer alan likopen maddesi bu kadar sağlıklı ve cazip kılıyor.
Çay pozitif enerjinin de kaynağı
Asya’ya özgü bir içecek olan yeşil çayın vücudunuzda pozitif bir etki oluşmasına yardımcı olduğunu biliyor musunuz?
En önemli silahınız balık!
Dr. Nicholas Perricone’un ‘genç tutan yiyecekler’ listesinin başında yer alan balık, içerdiği yağ ve yağ asitleriyle kırışıklıklara karşı birebir
Sebze ve meyvelerin vitaminini öldürmeyin
Sebze ve meyvelerin vitamin kaybını en aza indirmek için neler yapmalıyız?
Protein alırken kilo almamak mümkün
İşte hem protein alıp hem de kilo almayı en aza indirmenin yolları
Unutkanlığa havuç ezber için ananas
Yediğimiz besinler daha iyi öğrenme, dikkati toplama ve belleği geliştirmek için birebir… Havuç hatırlama yeteneğini artırırken, ananas ezber için yararlı
Kanserle savaşan yiyecekler
Amerikan Kanser Araştırma Enstitüsü’ne göre, günde 5 porsiyon sebze ve meyve yenmesi kanser riskini yüzde 20’den fazla azaltıyor
Diyet yapana “keten ye!” tavsiyesi!
Değişik sektörlerde kullanılan keten bitkisinin liflerinden ayrılmasından sonra kalan tohumlarının çeşitli şekillerde tüketilmesi halinde, diyet yapanlar ve yağsız yiyecek tercih edenler için ide…
Sıcak havalarda yiyecekleri nasıl korumalı?
Uzmanlar, aşırı sıcaklarda gıdaların sağlıklı tüketimi için meyvelerin doğrudan, sebzelerinde haşlandıktan sonra dondurularak saklanması gerektiğini belirtiyorlar
Vitamin deposu otlar
Doğada kendiliğinden yetişen ve Anadolu’da yaygın olarak tüketilen birçok ot, E, A, C, B2 ve B6 vitaminleri bakımından oldukça zengin
Kansere karşı, baklagil, patates, fındık, fıstık tüketin!
Kanserden korunmak için bitkisel ürünler ile sebze ve meyvenin tercih edilmesi, kilonun korunması, aktif yaşam sürülmesi öneriliyor
Demiriniz eksik olmasın!
Hafif demir eksikliğinin bile bilişsel yetilerin azalmasına neden olduğu ortaya çıktı
Tedavide ilk şart gıdada denge
Beslenmenin kanseri etkilediği kadar hastalık da beslenme şeklini etkileyip değiştiriyor. Ancak beslenmedeki özen, mücadeleyi psikolojik ve fizyolojik olarak güçlendiriyor…
Alkolün etkisini B vitaminiyle silin!
Vücuttaki B vitamini eksikliği kanser riskini de beraberinde getiriyor. Özellikle alkol tüketiminden sonra kaybedilen B vitaminlerini aksatmadan yerine koymak gerekiyor
Vitamin eksikliği vücutta alarm verir
“Vitaminlerin Kutsal Kitabı” adlı son kitabında, “doğru zamanda doğru vitamin kullanma” yollarını anlatan Dr. Earl Mindell, “Bir vitamindeki yetersizlik bile tüm vücutta tehlikeye neden olabilir”…
Rengi yeşile dönüşen patatese dikkat…
Güneş altında ya da yüksek neme sahip ortamlarda uzun süre bekletilen patateslerin renginin sarıdan yeşile dönüştüğünü belirten uzmanlar, yeşillenmiş patateslerin içerdikleri “solanim” adı verile…
Kahraman vitaminlerle kansere karşı önleminizi alın…
Aşırıya kaçılmadan alınan A, E, C vitaminleri ile çinko ve demir, kansere karşı vücudun en doğal ‘savaşçıları’…
Her ‘mesleğin’ ayrı bir vitamini var
“Anti Aging Mucizesi” kitabının yazarı Earl Mindell, son kitabı “Vitaminlerin Kutsal Kitabı”nda, doğru vitamin ve minerallerle yaşamın kökten nasıl değiştirileceğini anlatıyor. “Tamamlayıcılar, y…
Yiyeceklerin besin değerini de koruyun!
Uzmanlar, mutfaktaki yanlış saklama, depolama veya pişirmenin yiyeceklerin vitamin değerini düşürdüğüne dikkat çekiyorlar. İşte yiyeceklerdeki vitamini koruma yolları…
Maydanoz ve limon eksik olmasın!
Sindirimi kolaylaştırıp, alınan gıdalardaki vitaminin enerjiye dönüşmesini sağladığından maydanoz ve limonu sofralarınızdan eksik etmeyin
Kavun, sinirleri yatıştırıyor
Yaz meyvelerinden kavun, kansızlığı giderme ve idrar söktürme yanında, sinirleri yatıştırmada da etkili…
Şifalı bitkinin de dozu var!
Doğadaki bitkileri bilinçsiz ve yeterli miktardan fazla kullanmak, yan etkilerle karşılaşmanıza neden olabilir…
Hem vitamin hem de güzellik kazanın!
Vitamin ve mineral deposu meyve – sebze suları, güzel, sağlıklı ve zinde olmanızda önemli rol oynuyor. Bu sıcak yaz günlerinde hem güzellik hem de vitamin kazandıran meyve sularına “hayır” demeyi…
E vitamini kalp hastalıklarını önlemiyor
The Lancet dergisi, Clevland Clinic tarafından yapılan araştırmanın, E vitamini ile beta karoten haplarının kalp hastalıklarını önlemediğini, aksine sağlık için daha zararlı olabileceğini göstere…
Her yaşa göre vitamin
Uzmanlar her yaşın ayrı bir beslenme programı olması gerektiğini belirterek, vitamin haplarıyla değil, besinlerle sağlıklı kalınabileceğinin altını çiziyorlar…
Yumurta nasıl pişirilmeli?
Yüksek protein değeri olan yumurtanın, besin kaybına uğramaması için yağda kırma yerine haşlama ya da diğer yöntemlerle pişirilmesi öneriliyor
Mucize bitki soya fasulyesi
”Asrın harika bitkisi” olarak da kabul edilen soya fasulyesi, insan ve hayvan beslenmesi ile sanayide kullanım alanı bulan, içerdiği değerli besin ögeleri ile yeri doldurulamayan bir bitki olar…
Vitamini bilerek alın
Her insan sağlıklı bir yaşam sürdürmek için vitamine ihtiyaç duyar. Ancak belirli yaşlarda kimi vitamin ve mineralleri daha çok tüketmeli
Portakalın doğalı makbul
Amerikalı uzmanlar, doğal ortamda yetişen portakaların, nitrojen ile gübrelenmiş bahçelerdeki
A vitaminini unutmayın!
Eğer gözlerinizin sağlıklı kalmasını istiyorsanız, saçlarınız ve kemik yapınızın öneminin farkında iseniz, A vitaminini ihmal etmeyin. İşte A vitamininin bol bulunduğu yiyecekler
Kalbin gerçek dostu balık!
Balık içerdiği koruyucu yağ asidi ile kalp hastalarının sofralarından eksik etmemesi gereken gıdaların başında geliyor. Balıkta herkes için yararlı B, A ve D vitaminlerinden bol miktarda var…
Vücudun koruyucuları
Vitaminleri doğal yolla almak en iyisi. Fakat ya yeterli olmuyorsa… İşte o zaman vitamin haplarından yararlanmakta fayda var
Bünyeye göre vitamin
Yanlış vitamin seçimi hastalıkların daha da kötüye gitmesine neden olabiliyor. Doktora danışarak vitamin almak en iyisi
Fazla C vitamini ALMAYIN!
Milyonlarca kişinin kullandığı C vitamini hapları, DNA’yı bozup kansere yol açabiliyor..
Şeker hastalarına E vitamini…
Amerikalı bilim adamları, yüksek dozda E vitamininin, şeker hastalığının tedavisinde “nemli rolü olduğunu saptadı
D vitamini etkisi…
ABD’li bilim adamları, D vitamininin multiple sclerosis MS (çok y”nlü skleroz) hastalarında pozitif etki yaptığını saptadı
Yaşınıza göre vitamin kullanın
Vitamin alımında yaşın “nemli olduğunu vurgulayan uzmanlar, orta ve ileri yaşlardaki kişilerin, gençlik yıllarında kullandıkları vitaminleri değiştirmeleri gerektiğini belirtiyorlar
Çoklu vitaminler katarakt riskini düşürüyor
Çoklu vitaminin kullanmanın, katarakt riskini azalttığı belirlendi
C vitamininin bir yararı daha…
Bilim adamları, C vitamini eksikliği ile bacak damarlarında meydana gelen iltihaplanma arasında ilişki olduğunu saptadı
A vitamini dozuna dikkat…
Aşırı dozda alınan A vitamini, karaciğer hastalıklarına ve kadınlarda düşüğe neden olabiliyor
Vitamin ilaçlarındaki tehlike…
Uzmanlar, vücutta depo edildiğinde karaciğer üzerinde toksit etkisi yapan vitamin haplarının hekime danışılmadan kullanımı halinde fayda yerine zarar verdiğini belirtiyor
Doğal vitamin deposu: “Sarımsak”
Uzun ve sağlıklı bir yaşam için bol vitamin, bol hareketi şart koşan uzmanlar genç kalmak için en çok sarımsak yenilmesini öneriyor.
Tahılın vitamin gücünü ihmal etmeyin
Sadece insanların değil, yeryüzündeki tüm canlıların en önemli enerji kaynağı tahıl tohumları. Tahılları ya oldukları gibi tohum olarak, ya da işleyip, un, nişasta, yağ, kepek, şeker olarak tüket…
Bir vitamin hazinesi: “Balık”
İçerdiği vitaminler, minerallerle sofraların kralı balığı ne yazık ki yeterince tüketmiyoruz.
Doğadaki müthiş evlilik: Meyve ve vitamin
İnsanoğlu binlerce yıldır meyve tüketiyor ve tadını çıkarıyor. Yüzde 80’i su olan meyveler, hepimizin bildiği gibi, bol miktarda vitamin ve mineral içeriyor. Aynı zamanda lifli oldukları için org…
Fazla vitamin zararlı
Kendimizi biraz halsiz hissettiğimiz, yetersiz beslenip, çokça enerji sarfettiğimiz günlerde, hepimizin eli ecza dolabındaki vitamin haplarına uzanır. Peki ya bu küçük, renkli hapların bilinçsizc…
E vitamini mucizesi
Amerikan bilim adamları, E vitaminin özellikle yaşlılar üzerindeki olumlu etkilerinin, sanıldığından daha fazla olduğunu ve bağışıklık sistemini “mucizevi” biçimde güçlendirdiğini ortaya çıkardı….
Kurtarıcı sebze patates
Patates öyle bir sebze ki, insanın “ya olmasaydı” diye düşünesi bile gelmiyor. İster ana yemek, ister garnitür, ister salata; ne yapsanız yakışıyor. Dünyada patates kızartması yapılmayan yer var …
Bir dilim karpuz deyip geçmeyin
Yaz diyince ilk akla gelen yiyecekler kavun – karpuz oluyor. Karpuz, peynir, ekmek üçlüsü neredeyse ana yemek olarak yaz günlerinin tercihi arasına giriyor.
Proteinli beslenme
Et, balık, yumurta ve peynir ağırlıklı, günlük bin 200 kalorili beslenme şekli, kuvvetten düşürmeden zayıflamayı sağlıyor.
C vitamini
C vitamini alındıktan en az iki saat sonra ince bağırsak tarafından emilir. Günlük tüketim miktarı 100 mg ile 150 mg arasında olduğunda vücut tarafından yüzde 75’i emilirken alınan miktar 1000 m…

Vücudun zırhı: Kuru baklagiller
—————————————————–
Kötü kolesterolü düşürüp formda tutan baklagillerin kalp krizi ve kansere karşı koruyuculuğu da kanıtlandı

Kuru baklagiller, dünyadaki tüm geleneksel diyetlerde önemli bir rol oynar. Türk mutfağının geleneksel yiyeceği kuru baklagiller, hem çok besleyicidir, hem de kalp hastalıkları ve kanserden koruyucu maddeler içerir.
Baklagillerdeki koruyucu maddelerden ilki diyet lifidir. Diyet lifi, yüksek tansiyon ve kötü kolesterolü düşürür, kan şekerini yükseltir, kabızlığı ve kalınbağırsak kanserini önler. Bir porsiyon kuru baklagil günlük lif ihtiyacının yarısını karşılar.

Kilo almamak için
Kuru fasulye ile soya fasulyesi, besin öğeleri ve posa açısından zengin olmakla birlikte yüksek kalitede protein kaynağıdır. Araştırmalar, kuru fasulye alımının serum kolesterol konsantrasyonunu azalttığını, diyabeti birçok açıdan düzelttiğini ve metabolik fayda sağladığını, bunun da kilo kontrolüne yardımcı olduğunu göstermiştir.
Bitki temelli diyetleri daha çok kuru fasulye ve soyaya doğru kaydırmak, kronik hastalıkları tedavi etmede ve önlemede etkili olabilir. Bu besinler çok az yağ içerir. Doymuş yağ ve kolesterol yoktur; potasyum, magnezyum ve posa açısından zengindir.

Haftada 2-3 defa…
Baklagiller aynı zamanda çok iyi birer folik asit kaynağıdır. Folik asit ise kalp sağlığında önemli rolü olan homosisteini dengede tutar. Soya fasulyesinin ise kötü kolesterolü (LDL) düşürdüğü yapılan çalışmalarla kanıtlanmıştır. Soya ve diğer baklagillerde bulunan glisin ve arginin adındaki aminoasitler kandaki insülin hormonunu düşürürler. İnsülin düzeyi düşük olunca karaciğer daha az kolesterol yapar. Sağlıklı ve yeterli beslenmek için haftada en az 2-3 kez kuru baklagil tüketilmelidir.

Kuru baklagiller nasıl pişirilmelidir?
Bitkisel protein kaynağımız olan kuru baklagillerin ‘gaz yapma’ etkisini azaltmak için ıslatma işlemi sırasında içinde bulunduğu su dökülmelidir. Fakat pişirmek için haşlama yöntemi tercih edildiyse B grubu vitaminlerden kayıp vermemek için haşlama suyunun dökülmemesi gerekir. Bu yüzden kuru baklagilleri ağzı kapalı, basınçlı tencerede baklagilin 2 katı miktarda suyla pişirmek en doğru tercih olacaktır.

TURŞU
Sıkça tükettiğimiz iştah açıcı özelliğe sahip olan, fakat hiçbir besin değeri olmayan turşu, kış aylarında sofralarımızın vazgeçilmeyenleri arasında yer almaktadır. İçermiş olduğu yüksek asit oranı ve tuz nedeniyle özellikle hipertansiyonlu hastalar, mide-bağırsak problemi (gastrit, ülser ve ülseratif kolit) yaşayanlar ve hemoroit problemi olanlar, turşu tüketiminde dikkatli olmalıdırlar.

Kuru meyvelerin mucize yararları
———————————————-
Sağlık açısından kuru meyveler de son derece önemlidir. Antioksidan kuru meyveler, sinir sistemini korur, enerji verir, kan yapımında mucizeler yaratır

Kuru meyveler, yaş meyvenin içerdikleri % 80-95 oranındaki suyun % 10 – 20oranlarına düşürülmesi ile elde edilirler.

Bu ‘kurutma’ işlemi sonrası, C vitamini dışında bütün minerallerin korunduğu kuru meyveler, vücudu yüksek antioksidan potansiyelleri ile öncelikle serbest radikallere karşı korurlar. Türk damak tadına en uygun kuru meyveler kayısı, erik ve elmadır. İşte bu 3 kuru meyvenin faydaları:

Kuru kayısı: Besleyici ve potasyum açısından çok zengindir. Sindirim sorunlarına iyi gelir; stresi, kansızlığı önler. İçerdiği A vitamini akne gibi cilt bozukluklarını önler. Büyümeye yardımcıdır, görme fonksiyonlarını güçlendirir, şeker hastalığının gelişimini engeller, bağışıklık sistemini korur. Potasyum başta kalp kasları tüm kasların ve sinirlerin iyi çalışmasını sağlar. Kayısı lifli bir meyvedir. Lifli besinlerin kan şekerinin dengeli yükselmesini sağladıkları, zararlı maddelerin bağırsakta kalma süresini kısalttıkları için kanserden korunmada faydalı oldukları saptanmıştır.

Kuru erik: Bol miktarda B1, B2, B3, B6, A, C ve E vitamini içerir. Mürdümeriğinin bağırsakları çalıştırıcı etkisi bilinmektedir. İçerdiği zengin potasyum ve magnezyum mineralleri nedeniyle, tansiyon, karaciğer, kalp, böbrek ve romatizma hastaları ile tuzsuz rejim yapanlara önerilir. Güçlü antioksidanları ile kalp hastalıklarına yakalanma ve kriz riskini azaltıcı etkisi bulunmaktadır.

Kuru elma: Besin değeri dışında nefes darlığı ve kalp hastalıklarına karşı koruyucudur. Vücuttan toksinlerin atılmasına yardımcı olur. Lifli olduğu için bağırsakları temizler. Karaciğerinden şikâyet edenler, romatizmalılar ve hatta şeker hastaları bile faydalanabilirler. Elma yatıştırıcı, uyku vericidir ve baş ağrılarına iyi gelir. Kabuğuyla küçük parçalara böldüğünüz elmaları kaynatarak içine isterseniz limon, portakal, tarçın koyarak çay olarak tüketebilirsiz.

PESTİL
Dut pekmezi, süt, bal, ceviz, fındık ve undan oluşan, protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve mineral maddelerini önemli ölçüde içeren bir gıda maddesidir. Özellikle A ve B vitaminleri ve demir yönünden zengindir. Pestilin 100 gramında 293 kcal bulunur. Vücut doku ve hücrelerinin yenilenmesinde, su dengesinin korunmasında, hormon, enzim üretiminde, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde önemli etkiye sahiptir. Ayrıca iyi bir enerji kaynağıdır.

DUT
Kalsiyum, demir, B1, B2 ve C vitamini yönünden zengin olan dutun birçok hastalığa iyi geldiği bilinmektedir. Beyaz dut ateş düşürücü ve idrar söktürücü (diüretik) etkiye sahiptir. Karaduttan elde edilen şurubun ise ağız ve boğaz hastalıklarında olumlu etkiye sahip olduğu bilinmektedir.

Bulgur deyip geçmeyin
———————————-
İçerdiği vitamin ve minerallerle bulgur son derece önemli bir besin kaynağıdır. Ayrıca kanserojen maddelerin ve fazla kolesterolün vücuttan atılmasını sağlar
TAYLAN KÜMELİ / bir kibrit kutusu lezzet
Tarihi 4000 yıl öncesine kadar dayanan bulgur, insanoğlunun en eski besin maddelerinden buğdayın temizlenmesi, yarı kaynatılması, kurutulması, çeşitli boylardaki tanecikler halinde öğütülmesiyle elde edilir.
Besin değerinin anlaşılması sonrasında, tüketimi son yıllarda önemli ölçüde artan bulgurun, protein, B1 vitamini, fosfor, potasyum ve kalsiyum açısından ekmek, makarna ve pirinçten üstün özelliklere sahip olduğu bilinmektedir.

Yağ değerini düşürür
Posa miktarı yüksek olan bulgurun, mide ve bağırsak kanserini önleyici yönü bulunmaktadır.
Bağırsakları çalıştırdığı için gaz yapmasına rağmen, böylece kanser yapıcı maddelerle, kolesterolün fazlasının atımını da sağlar. Posanın kan değerini ve yağlarını düşürücü etkisi de bulunmaktadır.
B1 vitamini sinir ve sindirim sistemi, fosfor, potasyum ve kalsiyum ise, çocukların kemik ve kas hareket ve gelişimi ile annelerin sağlığı açılarından çok önemli kaynaklar oldukları için, bulgur çok önemli bir besin maddesidir.

Hamileler için çok önemli
Bulgurun içerdiği folik asit de, çocuk ve hamile kadınlar için çok önemlidir ve hamileliğin ilk 3 ayında bebeklerde beyin gelişimini gerçekleştirir. Hamile kadınların vücutlarında çok fazla folik asit yakımı olur, bu yakıma karşı hamilelerin folik asit almaları gerekmektedir. Bu sebeple bulgur, bebek beyninin gelişiminde ve anne sağlığı için önemlidir.
KISIR
Malzemeler:
2 su bardağı ince köftelik bulgur
1 baş iri kuru soğan
1/2 demet maydanoz
5 adet yeşil soğan (yeşil sapları)
3, 4 dal nane
2 sivri biber
2 çorba kaşığı domates salçası
2 çorba kaşığı biber salçası
1 tatlı kaşığı tuz
1 tatlı kaşığı karabiber
1 tatlı kaşığı kimyon
1 tatlı kaşığı kırmızı pul biber
1/2 çay bardağı zeytinyağı
2 adet domates
2 adet limon suyu
Yapılışı: Bulguru geniş bir tencereye koyup üzerine yavaş yavaş kaynatılmış suyu dökün ve tencerenin kapağını kapatıp bir süre dinlenmeye bırakın. Ayrı bir yerde soğanı ince ince kıyın.
1,5 çay bardağı zeytinyağını tavaya koyup soğanları 5 dakika pembeleştirin. İnce küp şeklinde doğradığınız domatesleri ilave edip 10 dakika daha çevirin. Bulguru geniş bir kâseye alıp baharatını, domates salçası ve biber salçasını ilave edip temiz bir eldiven giyip yoğurun. Soğanla domatesi de ilave edip biraz daha yoğurup limon suyunu ilave edin. İnce kıydığınız yeşil soğan saplarını ve maydanozu ilave edip karıştırın. Kısırınız servise hazır.

Anti aging için yaşam tarzınızı değiştirin
—————————————————
Dusan Radoviç “Genç olmak çok güzel ama güzel yaşlanmak da az bir başarı değil” demiş… İlaç endüstrisinde yaşam süresinin uzatılması için milyarlarca dolarlık yatırımlar yapılıyor. Uzun yaşam süresini acaba sadece eczaneden mi satın almamız gerekiyor? Yaşam stilimizi değiştirmemiz de ömrümüzü uzatmaya yetebilir eğer aşağıdakiler düzenli uygulanırsa…
Beslenme tarzının değiştirilmesi. Kalori azaltılması, bol su, yeterli sebze ve meyve, süt, bio-yoğurt ve saat 19.00’da son yemek.
Düzenli spor ile haftada 1500 kalori yakılması.
Entelektüel gelişmeye önem vermek ve araştırıcı olmak.
Gülmek.
Pozitif düşünmek de önemli. Optimist kişiler uzun yaşar ve genç görünürler.
Sevgi, yakınlık, duygusal sıcaklık.
Seks, spor ve gülme mutluluk hormonu endorfini artırır.
Sağlıklı uyku yani gce 7-8 saat ve gün ortasında 6 dakikalık kısa uyku.
Meditasyon, yoga

Diyet yapana “keten ye!” tavsiyesi!
—————————————-
Değişik sektörlerde kullanılan keten bitkisinin liflerinden ayrılmasından sonra kalan tohumlarının çeşitli şekillerde tüketilmesi halinde, diyet yapanlar ve yağsız yiyecek tercih edenler için ideal olduğu belirtiliyor

Gaziosmanpaşa Üniversitesi (GOPÜ) Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Güngör Yılmaz, Türkiye’de uzun yıllardır yetiştirilen ve birçok faydası olan keten bitkisine, tarımsal üretim sistemi içinde daha fazla önem verilmesi gerektiğini kaydetti.

Sanayinin çeşitli kollarında yararlanılan keten bitkisi tohumlarının, gıda sektöründe de insanlığın kullanıma sunulması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Yılmaz, şunları kaydetti:

”Keten tohumları yüzde 35-40 yağ, yüzde 18-20 protein, yüzde 33-37 oranında karbonhidrat içermektedir. Ayrıca tohumlarında kalsiyum, fosfor ve demir gibi mineraller de bulunmaktadır. Başta Kanada ve Almanya olmak üzere çeşitli ülkelerde yağlık amaçlı geliştirilen yeni keten çeşitleri, bitkisel yemeklik sıvı yağ üretimi amacıyla da kullanılmaktadır.”

”SAĞLIĞA BİRÇOK FAYDASI VAR”
Keten bitkisinin liflerinden ayrılmasından sonra kalan tohumlarının çeşitli şekillerde tüketilmesi halinde, diyet yapanlar ve yağsız yiyecekler tercih edenler için ideal olduğunu belirten Prof. Dr. Yılmaz, şöyle devam etti:

”Keten tohumlarındaki yağ, alfa linolenik asit omega-3, linoleik asit omega-6 ve oleik asit omega-9 gibi yağ asitlerini içermektedir. Bu yağ asitlerinin her birinin insan sağlığı açısından önemi söz konusudur. Ancak bunların içinde omega-3 yağ asitlerinin çok özel bir yeri vardır. Çünkü çeşitli kaynaklarda omega-3 yağ asidinin vücutta beyin ve sinir dokularının yapımında rol aldığı, nabız, kan basıncı ve bağışıklık sistemini düzenleyici etki yaptığı bildirilmektedir. Ayrıca vücuttaki diğer yağların yakılmasında da rol oynadığı ifade edilmektedir.”

”DİYET YAPANLAR İÇİN İDEAL”
Bu yüzden günlük beslenme rejimi içinde keten tohumlarına yer verilmesi gerektiğini anlatan Prof. Dr. Yılmaz, özellikle diyet yapan ve daha çok yağsız gıdalar almaya çalışanlar için keten bitkisinin ayrı bir önem taşıdığını ifade etti.

Bu bitkinin Türkiye’nin bazı bölgelerinde bilindiğini ve üretildiğini dile getiren Prof. Dr. Yılmaz, Tokat’ta yaptıkları araştırmalarda, ketenden dekar başına ortalama 150 kilo tohum verimi alınabildiğini tespit ettiklerini kaydetti.

Prof. Dr. Yılmaz, bu bitkinin, mart ayının ikinci yarısında ekilmesi durumunda, temmuz ayı ortalarında rahatlıkla tohum amaçlı hasat olgunluğuna ulaşabildiğini de sözlerine ekledi.

Doğru besleniyor musunuz?

Sofranın başına geçtiğinizde acaba ne kadar sağlıklı besleniyorsunuz? Testi yapın ve sonuçta beslenme düzeninizi değiştirmeniz gerekiyorsa hemen harekete geçin.

C vitamini

Günde en az iki kere taze meyve yer misiniz? (Hayır)

Her gün taze sebze yer misiniz? (Hayır)

Sebze ve meyveleri, pişmiş ya da konserve mi yersiniz? (Evet)

Sigara içer misiniz? (Evet)

SONUÇ:
3 sorudan fazlasına parantez içinde yer alan cevabı verdiyseniz, yeterince C vitamini almıyorsunuz. C vitamini bağışıklık sistemi üzerinde önemli bir rol oynar. Narenciye, kivi, çiğ brokoli ve sivri biber C vitamini deposudur.

İyod

Düzenli olarak iyodlu tuz kullanır mısınız? (Hayır)

İyodlu tuz içeren ürünler alır mısınız? (Hayır)

Haftada en az bir kere deniz ürünleri yer misiniz? (Hayır)

SONUÇ
İki sorudan fazla hayır yanıtı verdiyseniz yeterli iyod almıyorsunuz. İyod yetersizliği, guatra neden olur. Yeterince iyod almayanlar, iyodlu tuz kullanmalı ya da bol balık yemelidir.

Demir

Yetişkin bir kadın mısınız? (Evet)

Sporla uğraşır mısınız? (Evet)

Yalnız meyve mi yersiniz? (Evet)

Sebzeyi az mı yersiniz? (Evet)

Haftada bir balık yersiniz? (Evet)

Yalnız et mi yersiniz? (Evet)

Favoriniz ıspanak mı? (Evet)

Günde dört bardaktan çok çay-kahve içer misiniz? (Evet)

SONUÇ
6’dan çok soruya evet dediyseniz demir açısından yetersizsiniz. Demir eksikliği anemiye neden olur. Belirtileri, solgunluk, yorgunluk ve iştahsızlıktır. Çok çay ve kahve içmek, fazla miktarda ıspanak da demir eksikliğine neden olur.

Kalsiyum

Her gün çeyrek litre süt içer, peynir yer misiniz? (Hayır)

Haftada iki gün yoğurt yer misiniz? (Hayır)

Peyniri eritip yemeklerde kullanır mısınız? (Hayır)

Kolalı içeceklerden sakınır mısınız? (Hayır)

Günde altı fincan kahve, dört bardak çay içer misiniz? (Hayır)

Her gün taze sebze yer misiniz? (Hayır)

Kalsiyum bakımından zengin su içer misiniz? (Hayır)

SONUÇ
4’ün üzerinde hayır yanıtı verdiyseniz kalsiyum açısından sorunlarınız var. Kalsiyum kemikler için en temel mineraldir. Dengede tutulması kadınlarda menopoz sonrası gözlenen osteoporozu önler. Süt, yoğurt ve peynir kalsiyum bakımından zengindir.

Lifler

Haftada üç kez pilav ya da makarna yer misiniz? (Hayır)

Haftada en az iki kere bakliyat yer misiniz? (Hayır)

Günde iki porsiyon taze meyve yer misiniz? (Hayır)

Günde üç porsiyon taze sebze yer misiniz? (Hayır)

Sıkça kuruyemiş yer misiniz? (Hayır)

Sıkça sebze yer misiniz? (Hayır)

SONUÇ
4’ün üzerinde hayır dediyseniz lifli besinleri daha çok yiyin. Çünkü bunlar bağırsağın düzenli çalışmasında etkilidir. Kabızlığı da çözer.

Kolesterol

Her gün et yer misiniz? (Evet)

Tercihiniz kızartma mı? (Evet)

Her gün salam ve benzeri etler yer misiniz? (Evet)

Haşlanmış patates ve sebze yemeklerini az mı yersiniz? (Evet)

Haftada üç gün tatlı, patates kızartması yer misiniz? (Evet)

Her gün peynir yer misiniz? (Evet)

Haftada bir gün fast food tarzı yer misiniz? (Evet)

Sakatat yer misiniz? (Evet)

Haftada üç gün salata yer misiniz? (Evet)

Her 15 günde bir balık yer misiniz? (Evet)

Haftada 5 yumurtayı aşar mısınız? (Evet)

SONUÇ
Eğer 7’den çok evet yanıtı verdiyseniz, vücudunuz fazla miktarda kolesterol depoluyor. Kolesterol, hem yağ metabolizmasını yükseltir, hem de damarlar için tehlikelidir.

SAĞLIK İÇİN DİYET YAPMAK YETMİYOR!İŞTE SAĞLIKLI YAŞAMIN KURALLARI
Sağlıklı beslenmenin 8 kuralı
Sağlıklı yaşamanın en temel kurallarından biri sağlıklı beslenmek.
Beslenme deyince her ne kadar akla yemek yemek gelse de, sağlık için sadece diyet yapmak yeterli olmuyor. Ruhsal ve zihinsel sağlığımız da en az bedensel sağlığımız kadar önemli. Beden, ruh ve zihin için sağlıklı beslenmenin kuralları şunlar:

“Birinci kural: Temiz hava
Haftalarca yiyeceksiz, günlerce susuz yaşayabiliriz ama havasız sadece birkaç dakika yaşamak mümkün. Vücudumuzun dayanıklılığı soluduğumuz havanın miktarına bağlı. Hücre düzeyinde oksijen eksikliği, damar sertliği, şeker, kanser, kas iltihabı, yüksek tansiyon gibi bozukluklara yol açar. Derin temiz hava soluyarak hücrelerdeki oksijen oranını artırabilir, böylece vücut fonksiyonlarını düzenleyebiliriz.
Temiz hava, enfeksiyonlara karşı hücresel direnci artırır. Öğrenmeye yardımcı olur. Bazı alerjik durumları azaltır. Sakinleşmek ve dinlenmek için beyin fonksiyonlarını düzenler. Kan basıncını düşürür.

İkinci kural: Güneş ışığı
Doğanın en çok şifa veren araçlarından bir tanesi olan güneş ışığı günümüz tedavi yöntemlerinde hem çok az anlaşılmış, hem de çok az kullanılmıştır.
Güneş ışığı, deri altındaki kolesterolü D vitaminine dönüştürür. Bakteri ve virüsleri yok eder. Akyuvarların sayısını artırır. Tansiyonu düşürür. Güneşlenme sayesinde kandaki kolesterol ve trigliserit (yağ) düzeyi düşer. Ultraviyole ışınlar derinin altında kızıla dönüşür ve tedavi edici etkisi yok olur. Bu yüzden güneş ışınlarının fazlası sağlığı tehdit edebilir.

Üçüncü kural: Ölçülü olmak
Ölçülü ve kendi kendine hakim olmak her yönden sağlıklı ve dengeli bir yaşam sürmektir. Bunun içine; çalışmak, dinlenmek, oyun oynamaktan aile ve dostlarla geçireceğiniz zamana, kendinize ayıracağınız vakte, ibadete, doğru düşünme ve beslenmeye kadar her şey girer.
Beslenmede ölçülü olmak için:Size zarar verecek hiçbir şeyi yemeyin ve sağlıklı besinlerle beslenin. Kahvaltınızı ve öğle yemeğinizi sıkı, akşam yemeğinizi de hafif yiyin. Yemek aralarında atıştırmayın. Farklı ama rafine edilmemiş besinler yiyin. Bir öğünde fazla çeşit yemeyin. Düzenli zamanlarda ve rahat ortamlarda yemek yiyin. Yediğinizden zevk alın.

Dördüncü kural: Dinlenmek
Dinlenmek insan için en iyi tedavi yöntemidir. Hasta olduğunuzda yapmanız gereken ilk şey yatmak olmalıdır. Dinlenmenin iyileştirici gücü, diğer tedavi yöntemlerin başarısına da yardımcı olur. Yeterince dinlenmemek ise insanı hasta eder. Dinlenmek için sadece uyumak gerekmez. Bazen ortam değişikliği bile vücudu ve zihni dinlendirir. Farklı kasları kullanmak, farklı şeyler düşünmek gevşemeye yardımcı olur. Birçok insanda görülen sinirsel bozukluklar kendini aşma çabası ve aşırı yorgunluktan meydana gelir. Dinlenmek için zaman ayırın. Dışarı çıkın, bir iskemleye oturun ve hiçbir şey yapmayın. Bu öneri size uygun gelmiyorsa, yeterince dinlenmek için davranışlarınızı değiştirmeniz gerekiyor demektir. İyi bir uyku için midenizin boş olması gerektiğini unutmayın. Uyurken odanıza temiz hava girdiğinden emin olun. Eğer uyurken temiz hava alamazsanız, yorgun ve gergin uyanırsınız. Unutmayın ki, gün boyunca kaslarını kullananlar, gece iyi bir uyku uyurlar.

Beşinci kural: Diyet
Beslenmenin hedefi rafine yiyeceklerden uzak durmaktır. Yeterince aminoasit, vitamin, mineral ve eser elementler alacağınız doğal besinleri seçin. Kahvaltı: Tahıl, iki meyve, tam tahıl ekmeği (rafine edilmemiş undan yapılan ekmek), ceviz veya fındık, tahıl ya da soya sütü, kahvaltıdan bir süre sonra bir-iki bardak su.
Öğle: Yüksek proteinli sebzeler, salata, tam ekmek, akşamüzeri bir ya da iki bardak su.
Akşam: Taze meyve, tahıl, kraker, tam ekmek, salata veya çorba.
En iyi sindirim için öğünler arasında 5-6 saat olmalı ve yemek saatleri düzenli olmalı. Hafif bir akşam yemeği iyi uyumanızı ve zinde uyanmanızı sağlar.

Altıncı kural: Su
Su beslenmenin en önemli parçasıdır. Vücudunuzun her fonksiyonu sıvıyla sağlanır ve vücudunuzdaki suyun yüzde 10’unu kaybetmek ciddi sorunlar doğurur. Yüzde 90’ı su olan kan, besinleri hücrelere taşır ve buradaki atıkları alır. Normal bir insan için günde 6-8 bardak su yeterlidir. Eğer idrarınız renksiz ve kokusuzsa yeterince su alıyorsunuz demektir. Yemekle birlikte su içmeyin, çünkü bu su sindirim sıvılarına karışır ve etkilerini azaltır. En iyi sonucu almak için, yemekten en az yarım saat önce veya sonra su için. Uykudan önce bir ya da iki bardak su içilmeli. Birçok kez, sadece yeterince su içmek bile, kabızlık, baş ve sırt ağrısı gibi rahatsızlıkların giderilmesini sağlar.

Yedinci kural: Egzersiz
İnsan vücudu hareket için tasarlanmıştır. Egzersizin birçok yararı vardır: Nabzı ve tansiyonu düzenler. Kandaki kolesterol ve lipid (yağ) oranını düşürür. Solunum yollarını açarak vücuda daha fazla hava girmesini sağlar.
Eklemlerdeki esnekliği artırır. Beyindeki “iştah” merkezi daha etkili çalıştığı için iştahı kontrol eder.
Oksijen sirkülasyonunu ve alımını artırır, bu da sinirlerin ve dokuların beslenmesini sağlar. Kasları ve damarları güçlendirir. Haftada beş altı kez 20 dakika boyunca yapabileceğiniz bir egzersiz türü seçin.
Unutmayın; egzersiz yapacak zaman bulamayanlar, hastalık için zaman ayırmak zorunda kalırlar.

Sekizinci kural: Doğadaki güce inanın
Yaşam tarzımızda değişiklikler yaparken bazen cesaretimiz kırılır. Ancak bunu tek başına yapmak zorunda olmadığımızı bilmek cesaret vericidir. Doğadaki güce inanın. Cesaretiniz kırıldığında doğayı izlemek yeterli
olacaktır.

Fonksiyonel gıda: Ceviz

Fonksiyonel gıdaların, temel besin gereksinimini karşılamanın yanı sıra vücutta özel fizyolojik etki sağlayan, hastalıklardan korunma ve tedavide etki gösterdiğini belirten Aycan Yiğit, cevizin fonksiyonel gıdaların başında geldiğini ifade etti.

– Türkiye’de, başta baklava olmak üzere tatlılarda kullanılan veya çerez olarak tüketilen cevizin, damar koruyucu, ishal kesici, cilt temizleyici gibi özellikleriyle fonksiyonel gıda maddelerinin başında geldiği bildirildi.

Cevizin insan sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin çalışmalar yürüten Uludağ Üniversitesi (UÜ) Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Araştırma Görevlisi Aycan Yiğit, fonksiyonel gıdaların, temel besin gereksinimini karşılamanın yanı sıra vücutta özel fizyolojik etki sağlayan, hastalıklardan korunma ve tedavide etkinlik gösteren gıdalar olarak tanımlandıklarını söyledi. Cevizin de fonksiyonel gıdaların başında geldiğini ifade eden Yiğit, etkili bir kalori, protein, lif, vitamin ve mineral kaynağı olduğu bilinen cevizin yeşil kabuğu ve yapraklarının, yüzyıllar boyunca birçok hastalığın tedavisinde kullanıldığını vurguladı.

Yiğit, bilimsel çalışmalar sonucunda ceviz yaprağı ve yeşil kabuğunun birçok yararının belirlendiğine dikkati çekerek, şöyle devametti:
“Bilimsel çalışmalar sonucunda cevizin damar koruyucu, ishal kesici, cildi temizleyici, siğil giderici, hipoglisemik, antifungal, antiviral, tümör engelliyici özelliklerinin olduğu belirlenmiştir. Ceviz kanın pıhtılaşmasını önler, kan dolaşımını düzenler, kan pıhtılarını bozar, antialerjik özellik gösterir, karaciğer fonksiyonlarını düzenler, protein sentezini teşvik eder, serum kolesterolünün azalmasını sağlar, bağışıklık fonksiyonları korur ve anormal antikor oluşumunun engeller. Son epidemiyolojik çalışmalar, sert kabuklu meyvelerin kalp-damar hastalıklarının neden olduğu ölüm oranlarını azalttığını vebu etkinin, yaş, egzersiz, sigara, alkol, diyetteki yağ oranı, lif, meyve, sebze ve vitamin E ile ilişkili olduğunu göstermektedir.”

Yiğit, sert kabuklu meyvelerde yer alan çoklu doymamış yağ asitlerinin kalp-damar hastalıklarında önleyici rol oynadığının bilimsel çalışmalarla belirlendiğine işaret ederek, cevizi diğer sert kabuklu meyveler arasından öne çıkaran özelliklerin, “Omega 3” ve “Omega 6” gibi çoklu doymamış yağ asitlerini yüksek oranda içermesi olduğunu bildirdi. “Omega 3” ve “Omega 6”nın, esansiyel yağ asitleri olduğunu anlatan Yiğit, “Bu asitlerin, vücut tarafından sentezlenmemesi nedeniyle gıdalarla alınması zorunludur. Sahip olduğu bu özellik, cevizin tüketimini vazgeçilmez kılmıştır. Ceviz, diğer sert kabuklu meyvelerle kıyaslandığında en yüksek Omega 3 yağ asidi miktarına sahiptir” dedi.

Yiğit, cevizin yüksek miktarda “Tokoferol (E vitamininin bir formu)” içerdiğini de belirterekk “Son yapılan çalışmalar bu maddenin prostat kanseri riskini azalttığını da ortaya koymuştur” dedi.

Fast food beyin sağlığını bozuyor

‘Zihin Sağlığı Vakfı’nın araştırmasına göre, yararlı yağların, vitamin ve minerallerin eksik alınması ile fast food tarzı beslenme, ‘depresyon, Alzheimer ve şizofreniye’ neden oluyor

İNGİLTERE’DE yapılan bir araştırma, son zamanlarda halkın beslenme tarzındaki değişikliklerin zihin sağlığı üzerinde olumsuz sonuçlara yol açtığını gösterdi. ‘Sustain’ adlı örgüt ile Zihin Sağlığı Vakfı’nca desteklenen araştırmanın sonuçlarına göre, fast food tarzı beslenme ile yararlı yağların, vitamin ve minerallerin eksikliği ‘depresyon, Alzheimer ve şizofreni’ ile doğrudan ilişkili. Araştırmacılardan Courtney Van de Weyer, “Vücudu iyi beslemek, zihni de iyi beslemek anlamına geliyor” dedi.

ARAŞTIRMAYA göre, yemlerde kullanılan katkı maddeleri ve tarım ilaçları, hayvan organizmasında değişikliğe yol açıyor. Bu nedenle de insanlar, omega 6 adlı yağ asidini, omega 3’ten çok daha fazla tüketir hale geliyor. Bu dengesizliğe vitamin ve mineral eksikliği de eklenince, depresyon ve hafıza sorunları ortaya çıkıyor. Araştırma raporunda, beslenme tarzında aminoasitlere, özellikle de balık tüketimine daha fazla yer verilmesi gerektiği belirtiliyor.

Beyne faydalı yiyecekler:

Sebzeler (Lifli olanlar)
Tohumlar ve fındık
Meyve
Buğday, kepek
Organik yumurta
Organik olarak yetiştirilen ya da vahşi olarak avlanan balıklar (Özellikle yağlı olanlar)

Beyne zararlı yiyecekler:

Kızartılmış fast food yiyecekler
Rafine edilmiş ve işlenmiş besinler
Alkol
Şeker
Çay ve Kahve
Besinlere konulan bazı ek maddeler
Tarım ilacı içeren besinler

İnsanca yaşamak için; egzersiz

Stresten ve monoton hayattan şikayetçiyseniz, vücudunuzun sesini dinliyorsanız, Fitness Uzmanı Seçkin Aydın’ın çağrısına kulak verin

ÜLKEMİZDE spor salonlarına giden insanların büyük bir bölümü zayıflamak veya sağlık problemlerinden kurtulmak için egzersiz yapmaktadırlar. Yapılacak egzersizler her yaş ve cinsiyet için farklılık göstermesine rağmen bilinçsiz yapılan egzersizlerle vücutta istenmeyen sakatlıklar oluşabilmektedir. Böylece vücudun zarar görmesiyle egzersizden kaçınılmaktadır. Burada suçlu egzersiz değil egzersizin yoğunluğunun ve amacının bireye göre ayarlanmamasıdır. Bu durumda egzersiz salonlarında çalışan eğitmenlerin önemi ortaya çıkmaktadır. Vücuda ani yüklenmeler yapılmadan egzersize başlamak yerinde bir karar olmaktadır. Egzersiz sadece şişman veya rahatsızlıkların ortadan kaldırılmasında bir unsur olarak görülmektedir. Oysa sağlık için yapılmalıdır; genç yaşlı, kadın, erkek, zayıf, şişman herkesi kapsayan bir olaydır.

İşte yararları
Günlük yaşantısında stresten bunalan ve giderek monotonlaşan bir hayat insanları sağlıksız yapmaktadır. Daha sağlıklı olabilmek insanların içinde bulunan hormonlara bağlıdır. Anti – stres hormon olan Endorfin insanlarda egzersizle en yoğun şekilde salgılanmaktadır. Ve bu hormonun vücuttan salınımı sonucunda yorgunluktan ve stresten söz edilemez duruma gelinmektedir. İnsanların vücutları hareket metabolizması üzerine kurulmuştur, hareketsiz bir yaşam insanları yorgun, mutsuz ve sağlıksız yapmaktadır. Egzersizin vücuda yararlarını sıralamak gerekirse:

Kalbin dakikadaki atım sayısını düşürür ve kalbi kuvvetlendirir.

Damar sisteminin iyi çalışmasını ve damar elastikiyetini sağlar.

Hormonol sistemleri devreye girmesini ve vücudun ihtiyacı olan hormonların salınımını düzenlenmesinde yardımcı olur.

Şeker rahatsızlıklarında Tip I için alınan ilaçta azalma Tip II grubu için ise insilünin alınımının artmasıyla alınan ilaç azalma veya doktor kontrolünde insilün bağımlılığından kurtulmak mümkün olabiliyor.

Yüksek tansiyon gibi rahatsızlıklara ilaç tedavisinin yanında egzersiz uygulamasıyla tansiyon problemi ortadan kalkıyor veya azalıyor.

Kolesterolün düşmesinin yanında iyi kolesterolün (HDL) yükselmesi kötü kolesterolün (LDL) düşmesini sağlıyor.

Hormonlar sayesinde psikolojik yönden güçlü olmamızı sağlıyor.

Kondisyonumuzun artmasını, böylece hareketlerimizde rahatlık sağlıyor.

Kaslarımızın güçlenmesini ve sakatlanma riskimizin azalmasını sağlıyor.

Eklem ve tendonların kuvvetlenmesini sağlar.

Solunum sistemimizin düzenli çalışmasını sağlar.

Şişmanlığın artmasını engeller ve şişmanlığın tedavisinde önemli bir rol oynar.

Osteoporozun tedavisinde önemli bir rol oynar.
Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir.
Yukarıda saydığımız yararların dışında daha birçok yararları vardır. Bu yararları ilaçla sağlamak mümkün değildir. Vücudumuzun hastalıklarla daha iyi mücadele edebilmesi ise egzersiz yapmamızı bağlıdır. Egzersizin en iyi ilaç olduğu unutulmamalıdır.
Planet Health Club Fitness Uzmanı Seçkin Aydın, genç yaşlı kadın erkek zayıf şişman herkesi bu spora davet ediyor, vücuda ani yüklenmeler yapılmadan başlanmasını öneriyor.
Hareketsiz bir yaşam insanları yorgun, sağlıksız ve tabi mutsuz yapıyor. İşte egzersiz burada devreye giriyor; kalbi, solunumu, şekeri, yüksek tansiyonu, hormonları düzenliyor, adeleye kuvvet veriyor. Kısaca ilaçtan daha fazla iş yapıyor.

Bir sigara 11 dakikaya bedel
İngiltere Londra Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırma sigaranın insan ömrünü sanıldığından daha hızlı kısalttığını ortaya koydu..
10.03.2006
İngiltere Londra Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırma sigaranın insan ömrünü sanıldığından daha hızlı kısalttığını ortaya koydu. Bin 500 kişi üzerinde yapılan araştırmada elde edilen verilere göre, içilen her sigara insan ömrünü 11 dakika kısaltıyor. Sigaranın erkeklerin baba olma şansını yüzde 50, kadınların ise hamile kalma şansını yüzde 39 oranında azalttığı da bu araştırmanın sonuçları arasında. Uzmanlar, sigarayı bırakmak için hiçbir zaman geç olmadığını belirtiyor; “Sigara bırakıldığında 20 dakika içinde tansiyon ve kalp atışları normale dönüyor. Kalp krizi riski azalıyor. Üç gün sonra kolay nefes alma, 9 ay sonra ise ciğerler kendini yenileme başlıyor” diyor.

Yoğurdun doğal mucizeleri
Yoğurt, vücudumuz için mucizevi etkilere sahip, çok önemli bir besin kaynağı.

Vücudumuz yoğurdun içindeki kalsiyum ve proteini süte göre daha çabuk emer. Bu nedenle yoğurt kemiklerin gelişimi açısından süte göre daha etkilidir.
Yoğurt, zengin besin değeri sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirir. Bu özelliği nedeniyle vücudu kanserden mide ve bağırsak hastalıklarından mide, kolon ve ince bağırsak kanserlerine kadar birçok hastalıktan korur.
Kolesterol emilimini azaltır.
Yoğurt probiyotik aktiviteye sahiptir. Çocukların bulaşıcı karaciğer iltihabı (hepatit) hastalıklarının tedavilerinde kullanılır.
Bağırsaklarda bulunan tehlikeli ve zararlı mikropların yaşamasını engeller.
Sindirimi kolaylaştırır. Çünkü, vücutta kendi kendine sindirilen tek gıda yoğurttur. Tüberküloz hastalığına karşı doğal bir antibiyotik etkisi gösterir.
Stres, alkol, kolalı ve karbonatlı içeceklerle zarar gören sindirim sistemini korur.
Bazı bünyeler yapısı gereği sütteki laktozu sindiremez. Bu durum fiziksel rahatsızlıklara neden olur. Sütte bulunan laktoz, yoğurtta laktik asite dönüştüğünden, bu kişiler gerekli besinleri yoğurttan sağlayabilir.
Yoğurt, güzellik için de çok önemli bir besin kaynağıdır. Cilde, mucizevi bir parlaklık kazandırır. % 61 oranında yağ yakıcı özelliği nedeniyle formda kalmanızı sağlar.
KAYNAK: www.pinar.com.tr

Ihlamur her derde deva
Hoş kokulu bir bitki olan ıhlamur aynı zamanda iyi bir ev ilacı…

Yurdumuzda Marmara ve Doğu Karadeniz Bölgeleri‘nde bol miktarda yetişen ıhlamurun çiçek, yaprak, kabuk ve ağacından faydalanılıyor. Hoş kokulu bir bitki olan ıhlamur aynı zamanda iyi bir ev ilacı. Kurutulmuş ıhlamur yaprakları, çiçekleriyle birlikte kaynatılarak yapılan hoş kokulu içecek sinirleri yatıştırır, bağırsak kurdunu düşürür, bağırsak sancısını giderir, öksürüğü keser, damar tıkanıklığını açar, gribi iyileştirir, hazımsızlığa karşı kullanılır, mide üşütmesini ve uykusuzluğu giderir. Ihlamur ayrıca idrar söktürücü, terletici, yatıştırıcı, göğüs yumuşatıcı özelliğe de sahiptir. Ihlamur çiçeği balla karıştırılıp içilirse mide ülserine iyi gelir. Kan dolaşımını düzenler…
Ihlamurun içinde uçucu yağ, tanen, şeker, C ve P vitamini, reçine ve enzimler de bulunuyor. Mide şikayeti olanlar ıhlamuru tek başına kaynatıp içerse hazmı kolaylaştırır. Bunun yanısıra ıhlamurun içine biraz kekik, nane ve rezene katıp kaynatıp içerseniz hem mide yanmalarına, hem de kusma türü rahatsızlıklara iyi gelir.
Bunların yanında ıhlamur kan dolaşımını düzenler. Kabızlıkta da ıhlamurdan yararlanabilirsiniz. Kramplar için de ıhlamurun iyi bir ilaç olduğunu unutmamalısınız. Sabah aç karnına içilmeye devam edilen ıhlamur zayıflamak isteyenlere bu hususta yardımcı olur. Ihlamurun migren için de birebir olduğu bilinir. Ancak ıhlamuru uzun süre ve fazla miktarda kullandığınızda kalbinize zarar verebileceğini de unutmamalısınız!
Strese karşı ıhlamur çayı
İçine çok az karanfil atarsanız hem güzel bir tat elde etmiş olursunuz, hem de sizi sakinleştiren etkisini arttırırsınız.
Grip ve nezle ye ıhlamur
Bu tür hastalıklarda ıhlamur sadece terlemeyi sağlayarak değil, aynı zamanda vücudun direncini de artırarak tedaviye yardımcı olur.
Güzellik için ıhlamur
Göz çapaklanmalarında ıhlamuru kaynatın ve süzün. Pamuk yardımı ile gözlerinize kompres yapın. Hem çapaklanmaları önleyecektir, hem de gözünüzü dinlendirecektir. Gözlerinize kompres yaparken gözünüzü kapatmayı unutmayın.
Ihlamuru kaynatıp elde ettiğiniz su ile ara sıra saçlarınızı yıkayarak saçlarınızın beslenip kuvvetlenmesini sağlayabilirsiniz. Bu işlemden sonra saçınızı durulamayı ihmal etmeyin.
Cildinizde leke mi var?
Hemen ıhlamuru suda kaynatıp sıvı sümüksü bir hal alıncaya kadar bekletin. Sonra bu sıvıyı lekelere sürün faydasını göreceksiniz. Yine aynı şekilde elde edeceğiniz ıhlamurla kırışıklıklara masaj yaparsanız iyi sonuç alacaksınız.
KAYNAK: SaglikVakfi.org.tr

Haftada 3 öğün balık tüketin
Ülkemizde balık tüketiminin Japonya’ya oranla 50 kat daha az olduğu ve kişi başı yıllık 10 kiloyu bile bulmadığı belirtilerek, sağlıklı yaşam için haftada 3 öğün balık yenmesi gerektiği ifade edildi.

Su Ürünleri Fakültesi Su Ürünleri Yetiştiriciliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. İbrahim Cengizler, A ve D vitamini bakımından çok iyi bir protein kaynağı olan balığın Türkiye’deki tüketiminin istenilen düzeyde olmadığını söyledi.
Balığın sindirimi kolay olduğu için özellikle yaşlılar ve çocuklar tarafından tüketilmesi gerektiğini belirten Cengizler, kalp ve damar rahatsızlıkları bulunan kişilere de özellikle önerildiğini ifade etti.
Cengizler, yapılan araştırmaya göre, balıkla beslenen çocukların balık tüketmeyenlere oranla yüzde 27 daha zeki olduklarının belirlendiğini vurgulayarak, “Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde balık tüketimi nüfusa göre yok denecek kadar az. Türkler, büyük olasılıkla Orta Asya’dan kalan alışkanlıkla, enerji ve protein ihtiyaçlarını balık yerine daha çok tahıl ve kırmızı etle gideriyorlar. Oysa, özellikle çocuk ve yetişkinlerin sağlık yönünden haftada en az 3 öğün balık yemeleri gerekiyor” dedi.
Ülkemiz denizleri, iç sular ve çiftliklerinde yılda ortalama 600 bin ton balık üretimi yapıldığını belirten Cengizler, şöyle konuştu:
“Çevre kirliliği ve aşırı avcılık baskısı nedeniyle deniz ürünlerinde azalmalar görülüyor. Buna paralel olarak da çiftlik balığı üretimi artıyor. Deniz ve çiftlik üretiminde yeterli derecede balık elde edilmesine karşın yıllık tüketim kişi başına 10 kilonun altında kalıyor. Eldeki veriler, yıllık üretimde üst, tüketimde ise alt sıralarda bulunduğumuzu gösteriyor. Japonya’da yılda kişi başına 500 kilonun üzerinde, Norveç’te 445 kilo, Danimarka’da 230 kilo ve Fransa’da 21 kilo balık tüketiliyor. Bizdeki rakamın azlığı da balık yeme kültürümüzün olmadığını açıkça ortaya koyuyor.”
Cengizler, son günlerdeki kuş gribi vakasının ise balık tüketimini az da olsa artırdığını söyledi. Vatandaşların, hastalık endişesiyle tavuk etinden uzaklaşmasıyla birlikte yıllık tüketimin artmasının beklendiğini ifade eden Cengizler, “balık üreticileriyle yaptığımız görüşmeler talebin arttığını gösteriyor. Umarım, bu artış, Türk milletinde bir alışkanlık haline gelir” dedi.

Meyve ve meyve suyu ömrü uzatıyor

Hücrelerin zarar görmesine ve birçok hastalığa yol açan serbest radikallere karşı vücudun en önemli gereksinimi olan antioksidanlar meyve ve meyve suyunda bol miktarda bulunuyor.
Gıda Mühendisi Ebru Akdağ
Kayısı da bol miktarda bulunan E vitamini kalp enfarktüsü riskini yüzde 4 azaltır, böylece kan pıhtısı oluşmasını önler. Portakal, greyfurt, limon, kivi, şeftali, mandalina, armut, çilek, ahududu, siyah üzüm gibi birçok meyvede bulunan C vitamini demir emilimini arttırır. Domates, kırmızı üzüm ve bunların suları prostat kanseri başta olmak üzere kanseri ve kalp hastalıklarını engelleyici özelliğe sahiptir. Nar ise tansiyonun düşmesine, kötü kolesterole, kanser ve kalp hastalıklarına karşı güçlü bir savaşçıdır.
SERBEST RADİKALLER VE YAŞLANMA
Serbest Radikaller, hücrelerin zarar görmesine ve birçok hastalığa yol açan reaktif maddelerdir. Normal koşullarda vücut bu serbest radikalleri etkisiz hale getiren antioksidanlar oluştursa da; kimyasallar, radyasyon, röntgen ışınları, besinlerden alınan zararlı maddeler ve yaş ilerledikçe azalan enzim aktivitesi bu koruyucu mekanizmayı zayıflatır. Hava kirliliği, tarım ilaçları, bilgisayar ve cep telefonlarımızdan aldığımız radyasyon, kızarmış yiyecekler, alkol ve kahve buna neden olan kaynaklar arasında yer alır. Ayrıca, sigara dumanı da son derece yüksek seviyede serbest radikal içerir.

Serbest radikaller niye zararlı? Serbest radikaller zararlıdır çünkü, bir kez oluştuklarında domino taşları gibi ardı ardına ilerleyen bir zincir reaksiyon başlatır, hücrelere ve DNA’ya zarar verir ve vücudumuzdaki hayati bileşenlerin oksitlenmesine bir diğer anlatımla, paslanmasına neden olurlar.

Serbest radikaller, kanserin en büyük tetikleyicisi olmakla kalmayıp, kalp krizi, Alzheimer hastalığı, yaşlılığa bağlı adale bozulmaları ve katarakt oluşumu ve bağışıklık sisteminin güçsüzleşmesi gibi rahatsızlıklara da yol açar.

ANTİOKSİDANLAR VE SERBEST RADİKALLER
Antioksidanlar, serbest radikallerle tepkimeye girerek bunların başlattığı zincir reaksiyonu durduran ve böylece vücudumuzdaki hayati bileşenlerin zarar görmesini engelleyen moleküllerdir. Vücudumuzda birtakım antioksidanlar bulunsa da, düzgün çalışmaları ve yeterli miktara ulaşmaları için meyve ve meyve suyu ile zenginleştirilmiş bir beslenme alışkanlığıyla desteklenmesi gerekir.

Damarlarımızın serbest radikaller tarafından bloke edilmesi kalp krizi, beyin kanaması, yüksek kolesterol vb birçok hayati rahatsızlığa yol açar. Bunların temizlenmesinde etkin rol oynayan ve bizi bu hastalıklardan koruyan antioksidanlar ise doğanın bir armağanı olarak meyve, sebze ve bunların suyunda bol miktarda bulunur.

MEYVE SUYU VE ANTİOKSİDAN
Meyve ve meyve suları A, C, E vitaminleri, karatenoid ve flavonoidler gibi birçok çeşit antioksidan bulundururlar. Ayrıca, antioksidan özellik gösteren pro-vitamin A (beta-karoten) ve selenyum da meyve ve sularında değişik miktarlarda bulunmaktadır.

Kayısı da bol miktarda bulunan E vitamini kalp enfarktüsü riskini yüzde 40 azaltır, ayrıca aspirin gibi kanı sulandırıcı etkisi olup, böylece kan pıhtısı oluşmasını önler. Güçlü bir antioksidan olarak kanser, katarakt oluşumunu ve bağışıklık sistemin yaşlanmasını önler. Ayrıca sinir sistemi bozukluklarını ve insanın bağışıklık mekanizmasını güçsüzleştiren virüslerin (HIV) ilerlemesini engeller. E vitaminin doğal hali sentetik olanlarına göre iki kat daha etkilidir; dolayısıyla doğal olarak tüketilmesi etkinliğinde önemli bir faktördür.

Portakal, greyfurt, limon, kivi, şeftali, mandalina, armut, çilek, ahududu, siyah üzüm gibi birçok meyvede bulunan C vitamini demir emilimini arttırır; kemik, deri, göz, kas, kan damarları ve diş eti dokusunu güçlendirir. Ayrıca, bağışıklık sistemini güçlendirerek, yaşlılıkta artan katarakt ve kanser riskini azaltır.

Şeftali, kayısı,havuç gibi meyve ve sularında bol miktarda bulunan beta-karotenin gerekli kısmı A vitaminine çevrilir. Kalp krizi ve prostat kanseri riskini büyük ölçüde azalttığı belirlenen beta-karotenin kardiyovasküler hastalıklar ve katarakt oluşumuna karşı da etkili olduğu ortaya çıkarılmıştır.

Domates, kırmızı üzüm ve bunların sularında bulunan bir diğer antioksidan likopen de prostat kanseri başta olmak üzere kanseri ve kalp hastalıklarını engelleyici özelliğe sahiptir.

Portakallar ve bazı turuncu sebze çeşitleri yüksek miktarda lutein ve zeaksantin pigmentleri içerirler ve bu pigmentler gözleri güçlendirirler.

Ayva, elma, armut ve bunların suyunda bulunan kuersetin ise kansere karşı etkilidir; kılcal damar, mide sağlığını ve bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlar; alerjilere ve katarakta karşı etkilidir.

Üzüm çekirdeği, güçlü bir antioksidan ve serbest radikal çöpçüsüdür. Üzüm çekirdeğinden, rezveratrol denilen çok güçlü bir antioksidan elde edilir. Antioksidan etkisinin yanı sıra bağ dokusunu güçlendirerek kalp-damar sistemini korur, damar çeperlerinin esnekliğini sağlayarak damar sertliğine engel olur. Varis, hemeroid, ciltteki mavi lekeler ve yaşlılık lekeleri tedavisinde yararlıdır. Üzüm çekirdeğinde bulunan bu rezveratrol adlı antioksidan üretim aşamasında üzüm suyuna da geçmektedir

Bazı çalışmalar üzüm ve nar suyu gibi antioksidanların, arterlerde plak ya da yağ birikimlerinin oluşmasına katkıda bulunabilecek düşük yoğunluklu lipoprotein (LDL) ya da “kötü” kolesterol gibi kan lipitlerinin oksidasyonunu önleyebileceğini doğrulamıştır.

Narda ise polifenol, antosiyanin adlı antioksidanlar bulunur. Ayrıca, C vitamini, demir ve potasyum da bulunduran nar suyu, tansiyonun düşmesine, kötü kolesterole, kanser ve kalp hastalıklarına karşı güçlü bir savaşçıdır.

Çikolata damar sertleşmesini önlüyor

İstanbul Teknik Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Dilek Boyacıoğlu, İsviçre’de yapılan bir araştırmada, “çikolatanın damar sertleşmesini önleyerek ciddi kalp rahatsızlıklarını azaltabileceğinin belirlendiğini” söyledi.
Çikolatada, antioksidan açısından zengin olduğu bilinen kırmızı şarap ve yeşil çay ile çilek, kiraz ve böğürtlen gibi meyvelerden daha fazla miktarda antioksidan bulunduğu tespit edildi.

Prof. Dr. Dilek Boyacıoğlu, İsviçre’de kurulu Zürih Üniversitesi ile Kalp-Damar Merkezi ve Klinik Kimya ve Hematoloji Enstitüsü tarafından çikolatanın, insan sağlığı üzerindeki etkileri konusunda yapılan araştırmanın bu yılın başlarında sonuçlandığını söyledi.

Çikolatanın sigara içenlerde damar sertleşmesinin oluşumunu engelleyerek her gün birkaç parça tüketimi ile ciddi kalp hastalıklarıriskini azaltabileceği konusunda yapılan çalışmada, normal çikolata (yüzde 74 kakao oranı) ve beyaz çikolatanın 20 sigara içen erkeğin damardan kan akışına etkisini karşılaştırıldığını ifade eden Boyacıoğlu, şunları kaydetti:
“Sigara içenlerde, damar duvarlarını çevreleyen endotel hücreleribaşta olmak üzere birçok hücrenin aktivitesinin sürekli olarak bozulması nedeniyle, damarların koroner kalp hastalığının karakteristiği olan sertleşme ve daralmaya yatkın hale geldiği bilinmektedir. Araştırmada, sigara içen deneklerden, 40 gram çikolata yemeden 24 saat öncesinden antioksidan açısından zengin olan soğan, elma, lahana ve kakao ürünlerinden uzak durmaları istendi. Çikolata tüketiminden 2 saat sonra, ultrason taramaları sonucunda çikolatanın damarda akışın düzgünlüğünü önemli ölçüde geliştirdiği görüldü. Etkinin 8 saat boyunca sürdüğü de ortaya çıktı.”

Kan örneklerinin analizlerine bakıldığında ise siyah çikolatanın damarlardaki bozulmayı yarı yarıya azalttığının belirlendiğini dile getiren Boyacıoğlu, “Çikolatanın damar sertleşmesini önleyerek ciddi kalp rahatsızlıklarını azaltabileceği belirlendi. Antioksidan düzeylerinde ise 2 saat sonra keskin bir artış saptanmıştır. Ancak bu etkiler beyaz çikolata ile gözlenmemiştir” dedi.

Araştırmada çikolatada antioksidan açısından zengin olduğu bilinenkırmızı şarap ve yeşil çay ile çilek, kiraz ve böğürtlen gibi meyvelerden daha fazla miktarda antioksidan bulunduğunun tespit edildiğini belirten Boyacıoğlu, “Günlük olarak küçük bir bitter ve sütlü çikolata tüketiminin vücuda antioksidan alım düzeyini arttırabileceği ve damar sağlığını yararlı şekilde etkileyebileceği belirlendi” diye konuştu.

Sizin İçin Seçtiklerimiz

1 Yorum

  1. salam. insan gun erzinde ne qeder vitamin qebul etmelidir? nece beslenmelidir? ne qeder su icmelidir? xahis edirem cavablandirasiniz

Comments are closed.