DOMATES HAKKINDA AYRINTILI YAZI

DOMATESİN FAYDALARI YAZMAKLA BİTMİYOR 
Bugün dünyanın hemen her yerinde yetiştirilebilen domatesin (Lycopersicon esculantum), Güney Amerika’dan (Peru) dünyaya yayıldığı düşünülmekte. En çok tüketilen sebzelerin başında gelmektedir. Domates en çok ABD, Çin, Türkiye, İtalya ve Hindistan’da yetiştirilmektedir.

Domates (Lycopersicon esculantum):
Domates likopen, C vitamini, A vitamini, α- ve β-karoten, potasyum, folik asit ve E vitamininden zengin bir yapıya sahiptir (Tablo 1). Likopen, kimyasal olarak 11 konjuge ve 2 konjuge olmayan olmak üzere toplam 13 çift bağ içeren, siklik olmayan ve β iyonon halkası içermediği için A vitamini aktivitesinden yoksun bir karotenoiddir. İçerdiği çift bağlardan ötürü likopen kimyasal olarak antioksidan potansiyele sahiptir. Lineer hidrokarbon yapısı onu hidrofobik kılar ve bunun sonucunda lipit bölgelerde bulunma şansı da artar. Bundan dolayı, likopen insan vücudunda en çok serumun düşük yoğunluklu (LDL) ve çok düşük yoğunluklu (VLDL) lipoprotein fraksiyonlarında ve böbrek üstü bezleri, testisler, karaciğer ve prostat bezinde bulunur. Domates tüketimi ile kanser ve ateroskleroz gelişimi arasındaki negatif ilişkide likopenin önemli rol oynadığı düşünülmektedir. Likopenin rolüyle ilgili ileri sürülen iki hipotez vardır; bunlar oksidatif ve oksidatif olmayan mekanizmalardır. Oksidatif olmayan mekanizmalar arasında, gap-junction iletişimini düzenleyici özelliği sonucu antikarsinojenik etkileri olduğu, p53 ve Rb anti-onkojenleri gibi düzenleyici proteinlerin karsinojenlerce indüklenen fosforilasyonlarını baskıladığı ve hücre bölünmesini G0-G1 evresinde durdurduğu ve çeşitli kanser hücre kültürlerinde insülin benzeri büyüme faktörü tarafından indüklenen hücre çoğalmasını azalttığı sayılmıştır. Ayrıca, HMG-CoA reduktaz enzimini baskılayarak kolesterol düşürücü etkisi olduğu da gösterilmiştir. Oksidatif mekanizmalara dayanan görüşe göre ise, hücrenin kritik öneme sahip biyomolekülleri olan lipitler, lipoproteinler, proteinler ve DNA’yı oksidasyona karşı koruyarak kanser ve aterosklerozu önleyici etkisi olduğuna inanılmaktadır.
Başta domates olmak üzere kırmızı meyve ve sebzeler, örneğin karpuz, greyfurt ve kayısı, likopenden zengindirler. Domates suyu, çorbası, salçası, ketçap ve sos gibi işlenmiş domates ürünleri iyi birer likopen kaynağıdır. İşlenmiş domates ürünlerindeki likopenin, çiğ domatestekine göre biyoyararlanımının daha yüksek olduğu gösterilmiştir. Bunun domatesteki trans formunda bulunan likopenin pişirme veya benzeri işlemler sırasında cis formuna dönmesinden kaynaklandığı düşünülmektedir. Ayrıca, β-karoten gibi diğer karotenlerin varlığında ve doza bağlı olarak da biyoyararlanımı farklılık göstermektedir. Likopenin β-karoten ve yağlar ile birlikte tüketilmesi durumunda daha yüksek biyoyararlanıma sahip olduğu gösterilmiştir.

Tablo 1: Domatesin içinde bulunan bazı besin maddeleri ve diyetle önerilen günlük alım (DRI) miktarları.

 

Likopen

(μg)

C vit

(mg)

A vit

(RAE)

E vit

(IU)

α-karoten

(μg)

β-karoten

(μg)

Potasyum

(mg)

Folik asit

(μg)

Domates

( 90 g)

2722

17,2

55,8

0,34

101

354

200

13,5

DRI

Öneri yok

90/75*

900/700*

22

Öneri yok

Öneri yok

3500

400

* Erkek/Kadın ; RAE: Retinol aktivite eşdeğeri
C vitamini antioksidan özellikleri bilinen bir vitamindir ve domates bu vitaminin önemli kaynaklarından biridir. Folik asit, vitamin B6 ve B12 ile birlikte kardiyovasküler hastalık insidansı ile ilişkili olan homosistein metabolizmasında rol alır. Domates de folik asitin iyi bir kaynağıdır. Flavonoidler de domateste, özellikle de kabuğunda bulunan maddelerdir ve antioksidan özelliklere sahiptirler. E vitamini biyolojik ortamda temel bir antioksidan olarak bilinir. α-tokoferol (E vitamini) yağda çözünen bir antioksidandır ve peroksit radikallerini yakalayarak oksidasyon zincirini kırar. Domates ürünleri E vitamininin önerilen günlük alımının önemli bir bölümünü sağlayabilir. Karotenden zengin besinlerin tüketimi ile kronik hastalıkların riski arasında negatif korelasyon gösteren epidemiolojik çalışmalar vardır ve domates likopen dışındaki karotenoidlerden de zengin bir sebzedir.
Domatesin likopen içeriği, çeşide, olgunluğa ve yetiştirildiği çevrenin koşullarına göre farklılık gösterir. Bunun gibi, C vitamini, folik asit ve flavonoidler de çeşitli domates türlerinde değişik oranlarda bulunur. Genel olarak işlenmiş domates ürünleri, salatadaki çiğ domatese göre daha yüksek α-tokoferol düzeylerine sahiptir. Domates olgunlaşma sürecinde karakteristik değişikliklerden geçer. Bunun sonucunda, likopen içeriği, besin değeri ve tüketicinin beğenisi de artar.
Domates ve likopen ile ilgili epidemiolojik, deneysel ve klinik çalışmalar:
Koroner arter hastalığı (KAH)’nın önlenmesinde likopenin rolü temel olarak epidemiolojik çalışmalardan köken almaktadır. Çok sayıda epidemiolojik çalışma, meyve ve sebzeden zengin beslenen insanlarda KAH riskinin düşük olduğunu göstermiştir. Meyve ve sebzeler, özellikle de domates, likopenin önemli bir kaynağıdır. Domates, domates ürünleri, likopen ve diğer karotenoidlerden zengin Akdeniz tipi beslenme düşük ateroskleroz ve KAH insidansı ile ilişkili bulunmuştur.
EURAMIC çalışması çok merkezli bir olgu-kontrol çalışması olup bu alandaki en güçlü popülasyon temelli kanıtlara sahiptir (Kohlmeier 1997). Bu çalışmada, 10 Avrupa ülkesinden 662 olgu ve 717 kontrol denekten, miyokard infarktüsünü hemen takiben yağ dokusundan iğne aspirasyon biopsisiyle örnek alınmış ve α- ve β-karoten, likopen ve α-tokoferol düzeyleri ölçülmüştür. Yağ dokusu likopen düzeyleri 0,21-0,36 mg/gram yağ asidi arasında elde edilmiş ve yaş, beden kitle indeksi, sosyo-ekonomik durum, sigara kullanımı, hipertansiyon ve aile öyküsüne göre düzenleme yapıldıktan sonra yalnızca likopen istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde KAH’na karşı koruyucu bulunmuştur. İlgi çekici bir sonuç olarak, en fazla çoklu doymamış yağ asidi depolarına sahip kişilerde, likopenin koruyucu potansiyeli de en yüksek olarak değerlendirilmiştir. Bu sonuçlar antioksidan hipotezi destekler niteliktedir. KAH’na bağlı mortalite oranları bakımından farklılık gösteren İsveçli ve Lituanyalı toplumları karşılaştıran çapraz kesitsel bir çalışmada da, düşük kan likopen düzeylerinin artmış KAH riski ve mortalitesiyle ilişkili olduğu bulunmuştur (Kristenson 1997). Avusturya’da yapılan stroke (inme) önleme çalışmasında, serebrovasküler hastalık için risk faktörü olarak kabul edilen mikroanjiopati ile bağlantılı serebral hasar için yüksek risk grubundaki yaşlılarda düşük serum likopen ve α-tokoferol düzeyleri rapor edilmiştir (Scmidt 1997). Başka bir klinik çalışmada, sağlıklı kişiler 2 hafta süreyle likopenden yoksun bir diyetle beslenmişler, ardından serum likopen düzeylerinin % 50 azaldığı ve in vivo lipit oksidasyonlarının da % 25 arttığı gözlenmiştir (Rao 1998). Küçük ölçekli bir diyet supplementasyon çalışmasında ise, 6 sağlıklı erkek denek 3 ay süreyle günde 60 mg likopen almışlar ve tedavi sürecinin sonunda plazma LDL kolesterol düzeylerinde % 14’lük istatistiksel olarak anlamlı bir düşme bulunmuştur. Aynı çalışmanın bir parçası olarak, in vitro ortamda likopenin makrofaj HMG-CoA reduktaz enzim aktivitesi üzerine inhibitör etkisi saptanmıştır (Fuhrman 1997). İn vitro bir çalışmada, domates ekstresi sağlıklı deneklerden alınan kan örnekleriyle inkübe edildiğinde kollajen, adenozin difosfat (ADP) ve trombin tarafından indüklenen platelet agregasyonunda % 70’lik bir azalma görülmüştür (Dutta-Roy 2001).
Domates, domates ürünleri ve likopen tüketiminin çeşitli kanser türlerine karşı koruyucu etkilerine yönelik de çok sayıda epidemiolojik, in vitro ve klinik çalışmalar bulunmaktadır.
Sıçanlarda yapılan bir çalışmada, diyete likopen eklenerek absorpsiyonu ve çeşitli dokulara dağılımı incelenmiş ve likopen düzeyleri en yüksek karaciğer, dalak ve prostat dokularında, en düşük olarak da beyinde bulunmuştur (Jain 1999). Meme kanseri yüksek insidansta olan fare türlerinde yapılan bir çalışmada, diyetle kronik likopen alımının meme kanseri başlangıcını geciktirdiği ve gelişimini de yavaşlattığı gösterilmiştir (Nagasawa 1995). Bu etki azalmış meme bezi timidilat sentetaz enzim aktivitesi ve düşmüş serum yağ asidi ve prolaktin düzeyleri ile ilişkili bulunmuştur. Bir prospektif kohort çalışmada, Colditz ve arkadaşları (1985) Massachusettsli 1271 yaşlı kişide kansere bağlı ölümlerle değişik sebze çeşitlerinin tüketimini araştırmış ve tüm bölgelerde yüksek domates tüketimiyle kansere bağlı mortalitede % 50 azalmayı ilişkili bulmuştur. U.S. Health Professionals Follow-up çalışmasında bir yeme alışkanlığı anketinden çeşitli karotenoidler ve retinol alımı değerlendirilmiştir. Sonuç olarak değişik domates ürünlerinden alınan likopen miktarı ile prostat kanseri riski ters yönde ilişkili bulunmuştur (Giovannucci 1999). Benzer olarak, serum ve doku likopen düzeyleri ile prostat kanseri riski ters ilişkili çıkmıştır (Rao 1999; Gann 1999). İtalya’da yapılan bir olgu kontrol çalışmasında ise yüksek miktarda domates tüketiminin sindirim sistemi kanser riskini düşürdüğü rapor edilmiştir (Franceschi 1994). Giovannucci domates, likopen ve kanserle ilgili 72 epidemiolojik çalışmayı incelemiş ve domatesin en güçlü koruyucu etkisinin prostat, akciğer ve mide kanserine karşı olduğu sonucuna varmıştır. Bununla beraber, pankreas, kolon ve rektum, yemek borusu, ağız mukozası, meme ve serviks kanserinde de önerilebileceğini belirtmiş ve taradığı çalışmalardan hiçbirinde kanser riskinde artış saptanmamıştır (Giovannucci 1999).
Anabilim dalımızda gerçekleştirdiğimiz bir çalışmada da, prostat kanserli hastalardan çıkarılmış prostat dokularında, in vitro ortamda domates suyunun nükleotid yıkımında rol alan bir enzim olan adenozin deaminaz (ADA) enzim aktivitesini anlamlı olarak düşürdüğünü gözledik. Bu inhibisyon domatesin prostat kanserindeki koruyucu rolünün etki mekanizmalarından biri olarak değerlendirilebilir (Durak 2003).
Tüm bu literatür bilgilerinin ışığında, domates ve domates ürünlerinin günlük diyetle tüketilmesi, kronik hastalıkların önlenmesindeki rolüyle insan sağlığı açısından ve aynı zamanda dengeli beslenme yönünden büyük bir önem taşımaktadır. Likopen supplementlerinin bu aşamada yararlı olup olmayacağı gün ışığına çıkarılamamıştır. Bu alanda gelecekte yapılacak olan diyete dayalı ve kontrollü klinik çalışmalar bu konunun daha iyi aydınlatılmasına yardımcı olacaktır.

 

 

KAYNAKLAR

  • Willcox JK, Calignani GL, Lazarus S. Tomatoes and cardiovascular health. Crit Rev Food Sci Nutr 2003; 43: 1-18.
  • Rao AV, Agarwal S. Role of antioxidant lycopene in cancer and heart disease. J Am Coll Nutr 2000; 19: 563-569.
  • Agarwall S, Rao AV. Tomato lycopene and its role in human health and chronic diseases. JAMC 2000; 163: 739-744.
  • Arab L, Steck S. Lycopene and cardiovascular disease. Am J Clin Nutr 2000; 71: 1691S-1695S.
  • Giovannuci E. Tomatoes, tomato-based products, lycopene, and cancer: review of the epidemiologic literature. J Natl Cancer Inst 1999; 17: 317-331.
  • Durak İ, Biri H, Avcı A, Sözen S, Devrim E. Tomato juice inhibits adenosine deaminase activity in human prostate tissue from patient with prostate cancer. Nutr Res 2003; 23: 1183-1188.
  • Rahman K. Garlic and aging: new insights into an old remedy. Ageing Res Rev 2003; 2: 39-56.
  • Banerjee SK, Mukherjee PK, Maulik SK. Garlic as an antioxidant: the good, the bad and the ugly. Phytother Res 2003; 17: 97-106.
  • Fleischauer AT, Arab L. Garlic and cancer: a critical review of the epidemiologic literature. J Nutr 2001; 131: 1032S-1040S.
  • Durak İ, Yılmaz E, Devrim E, Perk H, Kaçmaz M. Consumption of aqueous garlic extract leads to significant improvement in patients with benign prostate hyperplasia and prostate cancer. Nutr Res 2003; 23: 199-204.

Sizin İçin Seçtiklerimiz