Atatürk’ün İletişime Verdiği Önem

Atatürk, bilimsel ilerlemeler ve teknolojik gelişmelerden tüm yurttaşların yararlanmasını istiyordu. Bilim ve teknoloji yanında diğer alanlarda da gelişmiş ülkelerin model almasını istiyordu. Atatürk, Kurtuluş savaşımızda da kendini iyice gösteren iletişim imkansızlıklarının giderilmesi konusunda çalışmaların başlatılması emrini vermişti. Atatürk’ün iletişime verdiği Önem onun şu sözlerinden daha iyi anlaşılıyor:

“Türk milletinin sağlam bir fikre sahip olması gerekir. Bütün çabaların, Türk kamuoyunun gerçeği anlamasına ve duymasına yönelik olduğu millete anlatılmalıdır. Ancak o şekilde millet, günlük fikirlere, sahte ve yanıltıcı sözlere asla önem vermeyecek bir olgunluğa erişebilir”

Çağımız bilgi çağıdır, bilgi güçtür ve hangi ülke insanı bundan daha fazla yararlanıyorsa o kadar fazla geleceğe umutla bakan nesiller bırakır. Bilgi çağının en önemli göstergesi ise iletişim araçları ve araçlarının kullanımıdır. İletişim araçları ve teknolojileri esasında bütün çağlarda büyük öneme sahip olmuştur. Savaşta ve barışta, haberleşme, ulaşım, ileti güvenliği gibi kavramlar önemini korumuştur.

İletişim günümüzde her şeydir. Gelişmenin öncüsüdür, göstergesidir. İletişim ağları zayıf toplumlar bilgiye erişemez. Ekonomik güç olarak ön sıralarda olamaz. Bireyleri sağlık, eğitim, spor, hukuk başta olmak üzere yaşamın hemen her alanında gelişme gösteremezler.

Atatürk’ün iletişimin önemi hakkında çeşitli sözleri

  • Basın, milletin müşterek sesidir. Bir milleti aydınlatma ve irşatta, bir millete muhtaç olduğu fikrî gıdayı vermekte, hulâsa bir milletin hedefi saadet olan müşterek bir istikamette yürümesini teminde, basın başlı başına bir kuvvet, bir mektep, bir rehberdir.
  • Basının tam ve geniş hürriyeti iyi kullanmasının, ne derecede nazik bir vaziyet olduğunu söylemeye lüzum görmem. Her türlü kanuni kayıtlardan evvel bir kalem sahibinin ilme, ihtiyaca ve kendi siyasi telakkilerine olduğu kadar vatandaşların hukukuna ve memleketin, her türlü hususi telakkilerin üstünde olan, yüksek menfaatlerine de dikkat ve hürmet etmek manevi zorunluluğu, asıl bu mecburiyettir ki umumi düzeni temin edebilir. Bununla beraber bu yolda yanılma ve kusur olsa bile; bu kusuru düzeltecek etken ve vasıta; basın hürriyetinden doğan mahzurların giderilme vasıtası, yine basın hürriyetidir (1924)
  • Gazeteciler, gördüklerini, düşündüklerini, bildiklerini samimiyetle yazmalıdır (1929)
  • Gazeteciler kanunun ve umumun menfaatlerinin aksine muamelelere şahit ve vakıf oldukları takdirde gerekli yayında bulunmalıdır (1923)
  • Matbuat hiçbir sebeple tahakküm ve nüfuza tabi tutulamaz (1923)

İlgili Yazılar