Ankara’nın Folkloru ve Halk Kültürü

Ankara'nın Folkloru ve Halk Kültürü

Bir toplumun, folklor ve halk kültürü, o memleketin o topluluğun mazisini ve karakterini ifade etmesi bakımından büyük anlam taşır. Daha açık bir ifadeyle folklor, ait olduğu topluluğun aynasıdır. Bu yazımızın konusu Ankara’nın folkloru ve halk kültürü. Ankara’nın kültürel yapısı adeta engin deniz. Ancak biz bu denizin dalgalarında boğulmadan, durgun sahilden bir avuç alalım. Ankara folklorunu Oyunlar ve Türküler  olarak iki ana başlıkta incelemek mümkündür.

Ankara’nın Yöresel Oyunları

  1. Zeybekler
  2. Düz Oyunlar

Ankara Zeybek Oyunları

Ata yadigârı, Türk’ün varlığı ve benliği olan zeybek oyunlarının hepsi ayrı ayrı figür ve özellikleri ile yiğitliğin, mertliğin birer ifadesidir. Ankara Zeybek oyunları şu isimleri alarak karşımıza çıkar.

  • Ankara Zeybeği
  • Mendil Zeybeği
  • Karaşar Zeybeği
  • Seymen Zeybeği
  • Yağcıoğlu Zeybeği

Ankara Zeybeği

Oyunların en gösterişlisi ve en vakur olanıdır. Her jestiyle yiğitlik ve mertlik ifade eden Ankara Zeybeği, ağır bir zeybek olup sazla oynanır. Kendine has ağır bir melodisi vardır. En az iki kişi ile oynanır. Üçlü saç ayağı denileni daha gösterişlidir. Zeybek oyunlarında duruş, kasılış ve poz oyunun bütün ihtişamını ortaya koyar.

Zeybek oyununa girmeden önce, sazın geziniş melodisi çaldığı süre içinde ayaklar en az bir adam boyu açık olarak, sol ayak biraz daha önde dik bir kasılma ile durulur. Bu duruş sırasında, sağ el silahlıktadır, öyle ki baş parmak bıçak kabzasının hemen yanına sokulur. Sol el ise bükülerek arkaya bele götürülür. Saz oyun melodisine girer girmez hafif bir gevşeme ile eller çözülür ve dirsekler omuz hizasında oyuna girilir. Bu giriş bir gezintidir. Her gezintiden sonra üç defa durulur. Son duruşta saza uyularak topuk havada olduğu halde ayak tabanı üzerinde ve dizler hafif bükülerek önce sağa, sonra sola tekrar sağa vücutta esnetilerek yaylanılır. Her yaylanışta eller silahın altından toplanarak silahın üst kısmına kadar getirilir. Buradan açılarak dirsekler omuz hizasında ikinci yaylanmaya girilir. Bu hareket üç defa tekrarlanır. Bir figür melodisi beklendikten sonra oyuna girilir.  Oyuna girilmeden önce şu türkü okunur.

Ay doğar bedir Allah
Bu sevda nedir Allah
Ya yarimden bir haber
Ya bana sabır Allah
Amanın estanesine
Kavrulmuş kestanesine
Vurgunum bir tanesine

Ay doğar arasından
Bulutlar arasından
Kız göğsün görünüyor
Düğmeler arasından
Amanın estanesine
Kavrulmuş kestanesine
Vurgunum bir tanesine

Mendil Zeybeği

Bu zeybek oyunu da ağır ve akıcı figürleriyle Ankara zeybeğine benzer. İki kişi tarafından ve sazla oynanır. Bu zeybeğin en güzel görünüşü, çöküşte her iki dizinde yere vurularak doğrulmasındadır.

Karaşar Zeybeği

Ankara’nın ilçelerinden Beypazarı’nın Karaşar bucağının bir oyunudur. Tütün ( ayırga) kaçakçılığının revaçta olduğu yıllarda bu  işi şöhretli ağalar yaparmış. Karaşar bucağında bu işle uğraşan beş kardeşin, bir baskın sırasında öldürülmesi Karaşar’ı yasa sokmuş. 1885 yılında olan bu silahlı çatışmada ölen beş kardeşe söylenen türkü eşliğinde oynanan canlı, kıvrak bir zeybek oyunudur. Zeybek iki kişi ile oynanır.

Seymen Zeybeği

Diğer zeybek oyunlarından tamamen farklıdır. Sazla değil davul zurna eşliğinde iki ya da üç kişi ile oynanır. Seymen zeybeği isminden de anlaşılacağı gibi Seymen alaylarında, düğünlerde alayın önünde bulunan davul ve zurnanın tam önünde kılıç ile teke palalarıyla giden zeybekler tarafından oynanır. Davul ve zurnanın kıvrak nağmelerine ayak uydurarak oynayan zeybekler, teke palalarını havada savururken birbirlerine vuran palalardan çıkan kıvılcımlara ara sıra atılan gür bir erkek narası karışır. Seymen alayında kademeli olarak en az üç davul ve zurna bulunmaktadır. En baştaki davul ve zurnanın önünde en yaşlı zeybekler, sıra ile genç zeybeklere doğru giderler.

Yağcıoğlu Zeybeği

Bu zeybek oyunu, Yağcıoğlu Fehmi Efe’nin babası, efelerin efesi, Yağcıoğlu Ahmet Efe’ye ithaf edilmiştir. Zeybeğin ritim ve ayak oyunları, poz ve hareketleri tam bir mertlik ifade eder. Diz vuruşları ve dönüşleriyle seyredenleri büyüler, yıllar öncesinin Ankara’sına alıp götürür. Bu zeybeğin sazını çalan kimse ayakta ve saz göğsünde olduğu halde çalar.

Düz Oyunlar

Ankara düz oyunlarında bir akıcılık vardır. Düz oyunlarda jest ve duruş önemlidir. Dirsekler omuz hizasında, göğüs geride, baş daima dik durur ve ileriye bakılır. Vücut sallanmaz, yere eğilinmez ve çökülmez. Kol hareketleriyle bir ahenk verilir.

Misket

Misket düz oyununda ayak figürleri hakimdir. Üç veya dört kişi ile oynanır. Üç hareket esastır. Duruş, yürüyüş, sekiş. Oyun, Ankara’da yaşanan eski bir aşkı anlatmaktadır.  Efe, yavuklusunun oyalı beyaz yazması altında kızarmış yanaklarını misket elmasına benzettiğinden ona bu ismi vermiştir. Efe, misketinden uzak kaldığı günlerde hasretini sazı ile söylediği türkü ile dindirmiştir.

Hüdayda

Ankara’nın en eski tarihi bir oyunudur. İsmini yıllarca önce Ankara’da yaşamış, hatta Padişaha rakkaselik yapmış güzel bir dilber olan bahtsız Fatma’nın hikayesinden almıştır. Hüdayda  da diğer oyunlarda olmayan kendine has özellikler vardır. En fazla iki kişi ile oynanmaktadır.  Sekerek yürürken yapılan ahenkli hareketler cezbeder. Karşılıklı bir kasılma ile ağır ağır (kostak kostak) gezinmeden sonra oyuna girilir. Efe, hafif hafif sallanarak silahlığından silahını çeker, önce sağa sonra sola ve tekrar sağa sallanarak silahını ateşler. Karşılıklı gidiş geliş ve yan yana sekiş hareketleri ile kanat çırpan martı güzelliğindedir.

Mor Koyun

Mor Koyun iki yada dört kişi tarafından oynanır.  Oyunda kol ve ayak hareketleri hakimdir. Karşılıklı eş tutarak açılıp kapanma hareketleriyle kendine has bir oyundur. Dört efe bir noktada toplanıp , hafif sağa meylederek açılırlar. Bu oyun da eski bir aşk hikayesine dayanır. Kayalardan inen bir suyun ayağında koyunlarını otlatan bir çoban varmış. Güneşli bir öğle sıcağında elinde güğümleri, sırtında mor yeleği ile bir kız gelmiş suyun başına. Çoban kızı, kız da çobanı sevmiş ama birbirlerine açılamamışlar. Çoban kavalının sesinde aşkını dile getirmiş. Günler aylar sonra gelin suya gelmez olmuş. Bunun üzerine çoban , mor koyununa bu türküyü yakmış.

Yandım Şeker

Sazla üç ya da dört kişi ile oynanır. Yürüme sekiş figürlerine kolların ahenkli hareketi eklenir. Eski efelerden Kıyak Ali adıyla maruf efeden alınmıştır.

Haydan olur huydan olur
Arap atları taydan olur
Bu güzellik soydan olur
Oğlan, oğlan, oğlan
Yandım şeker oğlan
Anasına darılmış
Damda yatan oğlan

Name Gelin

Yaşlı efelerin oynadığı Name Gelin oyunu , Sağ ayağın hep beraber yere vurulması oyuna çeşni katar.

Ankara folklorunda kadınlar ve kızlar yer almamıştır. Kadınlar, düğünlerde, şerbetlerde, kına gecelerinde ve kendi aralarında düzenledikleri ferfenelerde kendilerine has eğlenceli oyunlar oynarlardı. Çalgı aletleri def ve kaşıktı. Oyunlarını söyledikleri türkü ve manilerle süsleyerek eğlenirlerdi.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.