Psikoloji

PANİK ATAĞI ve BOZUKLUĞU HAKKINDA

PANİK ATAĞI ve BOZUKLUĞU
Panik atakPanik (panic) İnglizce bir sözcük; ürkü, telaş, ani ve şiddetli korku anlamına geliyor. Bütün dünya dillerine, güzel Türkçemize de girmiş. Atak (attack) da saldırı, kriz demek. Her ikisi de isim; mesela Baba evi gibi. Böyle bir isim tamlamasına ‘baba ev’ diyemezsiniz. O halde doğrusu, çoğu zaman söylendiği gibi ‘panik atak’ değil, ‘panik atağı’. Ama maalesef doğrusu daha az kullanılıyor. Hadi cahillik demeyelim; bir tür dil tembelliği işte.

Daha eskiye gidilirse, eski Yunanca Panicos’dan gelir panik sözcüğü. Hepimizin bildiği gibi, her tarafı kıllarla kaplı, keçi ayaklı, iki boynuzlu pagan tanrısıdır Pan. Korkunç görünümlü ve korkunç sesli. Eski Yunan / Roma mitolojisine göre, ormanda bir göründü mü, hele bir kükredi mi korkunç sesiyle, büyük-küçük, cesur korkak, tüm canlılar kaçacak delik ararmış.
Yazının Tamamı…

YORUM YAZAN İLK SİZ OLUN - Sizin DÜŞÜNCELERİNİZ?  

  Etiketler: , , , ,

SOSYAL FOBİ

SOSYAL FOBİ, OLMAK YA DA OLMAMAK
Fobi’ler, mantıksız korkularımızdır. Öyleyse, sosyal fobi, toplumsal korkularımız ya da toplum korkusu anlamına gelir ve sanılandan daha yaygındır. Her yüz kişiden 3-13 kişinin ömrünün bir döneminde bu ruhsal rahatsızlıktan muzdarip olduğu bilinir. Hekimlikte yüzde 3-13 rakamı çok yüksektir, yüzde birler, yarımlar bile yüksek kabul edilir.

Hastalığın iyisi –kötüsü olmaz, hepsi kötüdür. Ama bir de hastalağın derecesi, başka deyişle şiddeti vardır. Derecesi yükseldikçe verdiği acı, riskleri artar. Ruhsal bozukluklardaki başta gelen risk, kişinin işlevselliğini bozmasıdır. Kişinin yaşamını engellemeye başlaması. Kişinin görevlerini yapamaz oluşu, çalışamaması, ilişkilerini sürdürememesi.

Yazının Tamamı…

YORUM YAZAN İLK SİZ OLUN - Sizin DÜŞÜNCELERİNİZ?  

  Etiketler: , , , , , , , , , ,

ÇOCUKLARDA UYKU SORUNLARI

UYKU SORUNU OLAN ÇOCUKLAR
Uzmanlara göre, 2-6 yaşlar arasındaki aşırı hareketli olan çocuklar uykuya dalma konusunda daha fazla direnç gösteriyor. İlk kaygılı rüyalar da bu direncin artmasına neden oluyor. Yatmaya direnen çocuk, korktuğunu söyleyerek, anne baba ile birlikte uyumak istiyor. Peki, aileler bu gibi durumlarda ne yapmalı?
Bebek için iyi bir uyku hangi koşullara bağlıdır? Uyku bozukluklarının önemli bir kısmı ikinci yılda ortaya çıkar. Bebek bu yaşta kolay uyarılır bir durumdadır. Uykuya dalma sıklıkla zordur. Yaklaşık 12 saat süren gece uykusu ve üç-dört yaşına kadar sürecek gündüz uykuları vardır. Uyku sakindir, sessizlik, karanlık ve uygun koşullar ister. Bebekler ve çocuklar genellikle emme ve yemek yeme ile karnının doyması ya da anne babasıyla geçirdiği doyurucu bir ilişki sonrasında uykuya dalmakta, bazen de ağlama, inatlaşma gibi bir gerginlikten sonra uyumaktadır. Bu dönemde uykunun niteliği, bebeğin anne tarafından ele alınma biçimine bağlıdır. Eğer bedensel ve psikolojik gereksinimleri karşılanmamışsa, bebek uyanır ve doyurulmasını bekler. Uykunun korunması annenin işlevidir, daha sonra rüyalar aracılığıyla gelişir. Rüyalar psikolojik açıdan isteklerin gerçekleşmesine yardımcı olan bir araç gibidir. Yaşamın ilk döneminde ise, bu işlev ancak emme amaçlıdır.
Yazının Tamamı…

YORUM YAZAN İLK SİZ OLUN - Sizin DÜŞÜNCELERİNİZ?  

  Etiketler: , , , , , , , , , , ,

Fiziksel, Bilişsel, Kişisel ve Ahlaki Gelişim

7-20 Yaş Arası Bireylerin Fiziksel, Bilişsel, Kişisel ve Ahlaki Gelişimleri

7-20 Yaş Arası Bireylerde
Fiziksel Gelişim:

Fiziksel gelişim, yumurtanın döllenmesi ile başlar, ergenlik çağına kadar boy ve kilo artışı olarak devam eder. Ergenlik çağından sonra ise bu gelişimin seyri değişir ve boy ve bir durağanlık yaşanmaya başlanır. Ancak insandaki fiziksel değişim yaşam boyu devam eder.

(7-9 yaş arası)
7-9 yaşlarında çocuklar çok hareketlidir. Küçük kasların gelişimi hızlanmıştır. Sinir, kas, eklem, koordinasyonu ve kas-organ gelişimi arasında uyum sağlamaya başlanmıştır. Erkekler kızlara göre daha hareketlidir. Çoğu zaman yorulduklarının farkına varmayabilirler. Dinlenme tarzları yetişkinlerden çok farklıdır. Enerjileri çok fazladır. Enerjileri olumlu ve amaca yönelik kullanılmazsa rahatsız edici düzeyde hareketli olma, kalem ısırma yada tırnak yeme görülebilir. Kilosu ve boyuyla ilgilenir.
Yazının Tamamı…

YORUM YAZAN İLK SİZ OLUN - Sizin DÜŞÜNCELERİNİZ?  

  Etiketler: , , , , , , ,

WEINBERG SENDROMU

Weinberg Sendromu Nedir
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite bir bozukluk olarak gösterdiği yagınlık nedeniyle giderek ilgi duyulan sorunların başında gelmektedir. Artık eskiye göre Hiperaktif olmak övgüyle sözedilen bir olgu olmaktan çıkmakta ve toplumsal duyarlılık artmaktadır. Öğrencilerin ders başarısını önemli ölçüde etkileyen bu bozuklukla ilgili salt gözleme dayalı bir saptama ya da adlandırmanın yanlışlığına örnek olarak aşağıdaki makaleyi aktarıyoruz. Gerek duyusal bozulma gerek davranışsal sorunları oluşturan durumların tümünde olduğu gibi DEHB  vakalarında da uzmanların ısrarlı takibiyle uygulamaya konulacak bir tıbbi önlem söz konusu olabilir. Elbetteki DEHB denilince akla gelen Ritalin kullanma da bu çerçevede aele alınmalı, gerekliliği uzman denetiminde ve önerisiyle olmalıdır.  Unutulmamalıdır ki sadece gözlem ve yaşantılardan yola çıkarak ilaç kullanımını önermek ne DEHB li bireylere ne ailelerine ne de biz eğitimcilere yarar sağlayacaktır. 
Yazının Tamamı…

YORUM YAZAN İLK SİZ OLUN - Sizin DÜŞÜNCELERİNİZ?  

  Etiketler: , , , , ,

OTİZM VE SIK SORULAN SORULAR

Otizmde SIK sorulan sorular
Nisan ayı boyunca basın yayın organlarında daha çok duyduğumuz otizm, çağımızda oranı giderek yükslen bir sosyal iletişim bozukluğu hastalığıdır. Otizm geniş bir yelpazede seyreden ve tipik bir kaç sorun dışında farklı ruhsal bozukluklarla tanınmıştır. Açık söylemek gerekirse otistik bireylerin duyuşsal ve bilişsel sorunları kendi aralarında da farklılık göstermektedir. Gerçek olan şudur ki otizm nedeni tam olarak bilinmeyen ve algısal farklılıklar nedeniyle sosyal yaşam ve iletişim becerilerindeki bozuklukların yaygınca yaşandığı bir hastalıktır. Otizmin, ısrarla hastalık olarak belirtilmesini savunan bir çok uzman, zihinsel ve fiziksel özelliklerin diğer bireylerden farklı olmadığını belirtmektedirler. Yani üstün zekalı otistik bireyin yanında zihin engeli fazla olan, az olan ya da zeka kapasitesi sınırda olan otistik bireyler vardır.

Otizm, erken çocukluk döneminde (0-3 yaş)  ortaya çıkan gelişme engelleyici bir sendromdur. Beynin çalışmasını etkileyen nörolojik bir problemin sonucu olduğu düşünülmektedir.  Bu nörolojik düzensizlik sonucunda beynin çalışması zedelenir. Otizm ile ilişkili davranışlar, ABD 2010 verilerine göre 150 kişide 1 olarak görülür. Otizmin erkek çocuklarda 4 kat daha fazla görüldüğü saptanmıştır. Hiçbir etnik grup, ırk ve sosyal sınıf gözetmez. Aile geliri, yaşam tarzı ve eğitim seviyesi otizme yakalanma şansını etkilemez.
Yazının Tamamı…

YORUM YAZAN İLK SİZ OLUN - Sizin DÜŞÜNCELERİNİZ?  

  Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,

« Önceki SayfaSonraki Sayfa »

© 2010 Beyaz Eğitim